19 Ağustos 2009 Çarşamba

İrlandalılar


ASLAN
(Rock Band)

Bodrum açıklarına açıldığımız birgün, arkadaşın koyduğu bir cd ile beni büyüleyen müzik çalmaya başladı. Irlandalı bir anneye sahip Mel'in dinlettiği bu grubun yaptığı müzikle harmanlanan bir tekne turu oldu Küçük Akvaryum'da. Çok etkilendim hakkatten, etkilendik hatta. Ne bu grubun adı dediğimde bana İngilizce heceleme yaptı. Ne hikmetse Aslaam anladık bizde. Bulamazsınız nette dedi Mel. Ben durur muyum:)
Dün aklıma takıldı ve belki 2-3 saat aradım nette. Aslan diye bişey çıkıp durdu karşıma. Bunlar değil diye bakmadım ama tam bıkkınlık geleceği sırada albüm satışı yapan bi sitede 1-2 şarkısının 40 saniyelik tanıtım bölümlerini dinledim ve müthiş son! Bulmuştum, Aslaam değil Aslan'mış!! İrlanda'dan gelipte sevgilimle bizi bizden alan grubu bulmuştum! Tabi bunların albümlerini de bulmak gerekiyordu. İnternette bi tek albümleri yok derken, hatun bana "sen entel entel ara, limewire'da buldum ben demesin mi":D (limewire'ı sevmem de o yüzden bakmam oraya).

Kesinlikle dinlenmesi gereken bir grup. Limewire'dan birkaç şarkısına ulaşılabiliyor ancak ben en beğendim şarkılarını rapid'e upload ettim burdan indirmek isteyenler için. Şarkının üstüne tıklayıp indirin...

Aslan - Love Is All You Need

Seni Hep Sakallı Gördüm Be Giga

Amasya'da oturduğum yıllar, Samsun-Galatasaray maçları benim için kaçırılamaz bir fırsat olurdu. 97'de Amasya taşındığımızda babamdan maçlara gitme sözünü almıştım. Bu arada baba mesleği yüzünden gezdiğimi belirtip konuya döneyim.

Tabi herşey istenildiği gibi olmayabiliyor, yaş itibariyle. Amasya'da kaldığımız 5 yılda sadece 2 kez Galatasaray maçına gidebildim. Büyük bi Hagi tutkunuyum bende, biçok Galatasaraylı gibi ki bence gelmiş geçmiş en iyi oyuncudur dünyada. Ben bilmem Maradona nasıldır, ben bilmem Pele kimdir. O zamanın şartlarında en iyi olmuşlardır ama Hagi hangi dönemde oynarsa oynasın en iyisi olabilirdi. Ama sadece Galatasaray'da oynamalı o, o Galatasaray'da var olup Galatasaray'ı var eden adamdır!

Neyse bu gece oturdum mis gibi rüzgarıyla evin balkonunda dumanlanırken, geldi aklıma birden. Ah be keşke daha çok görebilseydim canlı canlı dedim. Ulan 2 kere gördüm bizim "ustayı" 2'sinde de sakallıydı. Romenlerin bir adeti diye duymuştum. Bi yakınları öldüğü vakit sakal bırakırlarmış. Samsun maçlarına denk geliyordu her seferinde ama o "karpatların maradonası" takımını hiç yalnız bırakmıyordu. Sevenlerinin karşısına çıkıyordu her seferinde. Ah ah...

Özledik be usta!
You will be always in my heart!..

18 Ağustos 2009 Salı

John Dahl Tomasson

32 yaşında ki Danimarkalı futbolcu. Hiçbir zaman golcü diye adlandıramadığım(ız) bir adam bu. Tomasson Feyenoord'a döndü sezon başında. Bundan önceki her takımda yedek kalmasına alıştığım için Feyenoord'da oynarken görmek çok ilginç geldi.

Feyenoord'da oynarken görsek ne faide. En son Heracles maçını izleyenler bilir(en azından özetini), kaçırdığı goller beni benden aldı. Hele bir pozisyon var ki amatörde kaçırılmayacak bir pozisyon. Video'nun 2.10. dakikasında bu olaya şahit olabilirsiniz. Roy Makaay kenarda acı dolu gözlerle izliyordu Tomasson'u.
32 yaş futbol için çokta geçmiş bir yaş sayılmaz. Ancak Tomasson'da, FM'de sıkça bahsettiğimiz strengh olayı kalmamış. Gücünü kuvvetini almışlar sanki. Gözümde hep "kalbur altı" bir futbolcu olarak yer etmişti Tomasson ki Heracles'e attığı golde o kadar zorlandı ki boş kaleye topu göndermeye acıdım artık resmen. Ayağını uzatmaya mecali yokmuş gibi. Böyleleri uzaklaştırılsın futboldan ya...

Maritimo ve Kasımpaşa


Original Video- More videos at TinyPic

Turkcell Süper Ligi, bu sezon, geçen sezona göre daha çok penaltı golü izleyeceğimizi hissettire hissettire başladı. Hakemler ise penaltılara çok dikkat eder oldular ki neredeyse her penaltı tekrar edilecek duruma geldi.
Önümüzde bir Kasımpaşa örneği bulunmakta. Bu hafta sonu oynanan Kasımpaşa-İBB maçında görevli Serkan Çınar, Kasımpaşa'nın kazandığı penaltıyı 3 kez tekrar ettirerek adından bolca söz ettirdi. Moritz'in kullandığı ve gol yaptığı 2 penaltıyı da geçersiz sayan Çınar, 3.'yü geçerli kıldı ancak bu vuruşu kaleci kurtarmıştı.
Az önce haber özetlerini izlerken dikkatimi çekti.
Benfica sahasında Maritimo'yu konuk ediyordu ve Maritimo bir penaltı kazandı. Maritimo'lu Alonso ise öyle bir penaltı kulladı ki vuruş sırasında neredeyse 19 oyuncu ceza sahasına girmiş gibiydi. Gol de geçerli oldu. Çok ilginç geldi gece gece. Yorum sizin...

İkisinin Uyumu!.. Dembélé v. El Hamdaoui

Onlar 2 sömürge aileden gelen 2 genç yetenek. Biri henüz 22sinde, biri 25ine gelmiş durumda. Dembélé&El Hamdaoui'dan bahsediyorum. Malili(Belçikalı olmuş) ve Cezayirli ailelerden gelen 2 AZ oyuncusu. Aralarında ki uyumu farketmemek mümkün değil ki geçen senenin mimarlarından olması lazım bu ikilinin. Geçtiğimiz sene AZ Alkmaar'ı izlemediğim için çok pişman oldum, bu hafta sonu oynadıkları futbolu görünce. RKC Waalwick'i dağıttıkları maça denk gelmemden midir bilmem, çok beğendim. Attılar attırdılar. Ligin ilk haftasında alınan bir yenilgi var ortada ama bu onların performansını değiştirmiyor. AZ'yi taşıyor bu ikili ki sezon boyuncada -başlarına kötü bişey gelmedikçe- böyle devam edecekler gibi görünüyor.
Dembele isimli arkadaşı biliyoduk zaten. Belçika milli takımı o kadar çıkıyor ki karşımıza, e bizde tanımaya çalışıyoruz tabi az biraz. Dembele'yi bilmesine biliyordum ama dikkat etmemiştim pek. Hamdaoui ile yanyana gelince de bu genç süper iş çıkarıyor. Hamdaoui hakkında ise pek bi bilgiye sahip değildim malesef ama profiline bakınca onunda Belçika'da profesyonel olduğunu görebiliriz. Yanlız Hamdaoui'nin dikkatini ilk çekenler İngilizler olmuş. Yani bir "Ada" macerası da yaşamış bu futbolcu. Sonrası Hollanda'ya Willem'e ve yeniden doğacağı AZ Alkmaar'a...
Şu ana kadar AZ'nin ligde attığı 10 golün 6'sında bu ikilinin imzası var ki yaptıkları asist sayısına ulaşamadım malesef :)) Takip listeme aldım bu iki Afrika göçmenini...

16 Ağustos 2009 Pazar

Dün Geceden // Tribünsel

Kapalı'nın adam akıllı 3-4 kere bağırdığı maçta, eski açık yani bizim tribün kendini parçaladı. Çok saçma işler dönüyor tribünde, ben anlamış değilim. Bizimkiler numaralıyı ayağı kaldırmanın derdine düştüler ya dün gece kafayı yiyecektim. O sırada kapalı "omuz omuza"yı patlatıncada bön bön bakakaldık ve susturulduk. Bu zihniyeti anlayamıyorum. Geçen sene hepberaber "Nevizade Geceleri" söylerken, bu sene önce kapalı sonra biz söylüyoruz ki sorunca "neden abi?" diye; "biri önden biri arkadan gidiyo, sesler karışıyo" diye saçmasapan bir cevap alıyoruz. Geçen sene neden karışmıyordu? Bu sene ki cenabetlik kimden kaynaklanıyo?
Kapalı'yla karşılıklı bişeyler yapalım diyorsun, yarısından fazlası susuyor. Karşı tarafın dediğini bile anlamıyorsun. Yeni Açık bile inletiyor Mecidiyeköy'ü.
Bizim "Bak işine Emre" dün gece çok çekti arkadaki "AyÜni" tayfasından. Bi ara omzunda 7 el felan vardı :D Yer değiştirme tekliflerini ters çevirsemde, dayanamadım geçtim yerine ama önce tayfayı uyardım "beyler aman diim" :D
Orjin'de çok takılamıyoruz artık. Müzdarip olduğum konulardan biri de bu. 8'de buluşup 8.30'da içeri giriyoruz. Hemen bi "hüop, UNİİİİİİ!!" diye bi ses! "Dur daha biram bitmedi mk!"

Korkarım ki tribün içinde bazı anlaşmazlıklar var çözülemeyen ve bu da tüm tribünün içine ediyor.

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Sonunda :) Pause(yazıldığı gibi anacım)

İstanbul'dan kaçmanın zamanı gelmişti de geçiyordu bile! Sonunda Bodrum'a doğru yol alıyorum. Mutluyum, huzurluyum... Beni okuyan, arada bir bakıp geçen herkese iyi tatiller, hoşçakalın! Geri gelecem, kaybolmayın biyere =)

31 Temmuz 2009 Cuma

Taraftar?!?!?


Ben bu fotoğrafı Lappapa adlı blogda gördükten sonra kendimden şüphe etmeye başladım. Hele fotoğrafta Elano'nun koluna girmiş arkadaş hakkında ki yorumları çeşitli sitelerde okuduktan sonra daha bi telaş yaptım.
Galatasaray taraftar profilini böyle adamlar belirliyor ya ben ona üzülüyorum. Muhteşem bir transferi karşılamada yaşanan rezilliğin haddi hesabı yoktu bugün, Atatürk Havalimanı'nda.
Yönetimin suçu abi...
Sen milyonları akıt, Brezilya Milli takımının yıldızlarından birini al, getir ve korumalığını böyle adamlara bırak.
Görüntüleri izleyince şoka girdim. Elano Galatasaray'da haberini okuyunca girmiştim bi şoka, ikinci şok bu oldu. Bağırış çıırış! İnsan kafayı yer. Ben şahsen "amk nereye geldim lan ben" derdim ki Elano'nun yüz ifadesi herşeyi anlatmış.
Bir de bunun Dünya medyasına yansıması var. Demez mi elin gavuru, GS taraftarı böyle .... diye?! Hayır daha 15 gün önce Ankaragücü taraftarının haline gülüyorduk, vay ansını ya. Bu arada Ankaragücü maçının 2.yarısını seyrettim, Vassell'den bi cacık olmaz(gibi geldi) =)

O da Gitti...

F1.09 / Gelişmeler...

Formula 1'de çok garip şeyler oluyor şu sıralar. Önce BMW'nin organizasyondan ayrılma kararıyla büyük şok yaşadık, daha sonra eski ilginin olmadığını düşünen organizatörler hazır Massa'da yokken Schumacher'in yarışmasını istedi ve Schumi'de geri döndü.

BMW'nin ayrılacak olması çok üzdü beni. Bu sene ki performanslarıyla her nekadar sinir harbi yaşatsalarda, en sevdiğim takımdı şu F1 denen zımbırtıda. Ayrı bi havası vardı BMW'nin. 10 yılda nerelere geldiler, 1 yıl kötü gidiş (tabi ki krizin büyük etksi var) bu karara neden oldu. Tabi sadece bu sebepler de değil. FIA'nın saçmasapan kuralları ve takımları bezdirişi. BMW Sauber, F1'den çekilden ilk büyük takım olmayacaktır...

Gelelim Schumi'nin dönüşüne. Kaybolan ilgiyi arttırmak için başvurulmuş bir yol. Ferrari'nin sezon içi performansını arttırmak felan değil amaç. Sırf kaybolan heyecanı biraz arttırmak, seyirciyi geri çekmek. Öyle de oldu ki bugüne kadar F1 yazısı okumadığım tüm bloglar yazdı bunu =) Yanlış anlaşılmasın, F1 organizatörleri yine işlerini başarıyla yaptı demek istiyorum. Massa'da iyiye gidiyormuş, sevindim...

30 Temmuz 2009 Perşembe

İşte Benim Cimbomum!

Öncelikle Dezımart denen yayın kuruluşuna sövmek istiyorum. Reha Muhtar gibi ağzıma geleni söyledikten sonra özür dilemiş gibi olmayayım ama afedersiniz bunlar tam anlamıyla sahtekar! Bizi mahrum bıraktılar deplasman maçlarından! Nakit sıkıntısından dolayı dışarı çıkmayıda istemediğimden, nette izlemek istedim ama "Teleon zamanlarında nasıl maç saati gelince bir anda yayında sorunlar başlardı" aynen öyle oldu ve internet bağlantım gidip gidip geldi. Bende Dezımart'a gidip gidip gelecem bigün =) Hayır bunlar kendi müşterilerine de saygısızlık ediyorlar arkadaş. Neyse bu konu uzarsa benim de dilim uzayacak!

Özeti izlediğim ve radyodan dinlediğim kadarıyla birkaç pozisyon dışında pek pozisyon vermediğimiz, atak oynadığımız güzel bir maç olmuş. Yan toplarda tüm Türk takımlarının aşamadığı sorunumuz halen devam etmekte. Hücum yaparken ise yan toplar konusunda çok tehlikeli bir takım haline geldik. Kalecimiz Franco'nun golü yedikten sonra ki yıkılışı beni bi hayli etkiledi. Ya ulan ilk maçta yapılırmı bu üzülüşüydü, ya da harbiden Galatasaray ruhu çabuk girmiş Leo'nun içine.

Arda "yorumsuz" bir oyuncu olma yolunda uygun adım ilerliyor. Hakediyor herşeyi. Sabri'ye attırdığı gol var kiii... Arkasında ki arkadaşına bırakmış olsa niye öyle hızlı bıraksın diye düşünüyorum. Sabri'yi görmeden nasıl verdi o pası ben hayretler içine düştüm görünce. Hocanın oyunu ezberletmesinin verdiği bir olay mıdır nedir? Yinede ben Arda'nın mükemmele yaklaştığının işareti olarak algılamak istiyorum. Baros'ta süper devam ediyor. Kafası süper ötesiydi.
Maçtan sonra bizim Santiago bana bi adres gönderdi. Çok güldüm. Elano'nun gelişiyle ilgili. Transferin öncesi ve sonrasında fb taraftar sitesinde yapılan yorumlar. "Arda'yı bırakın Haldun Üstünel'i alalım" yorumu beni benden aldı. Resimde yapılan yorum ise manyak:D

Biri Beni Çimdiklesin! Elano Geliyomuş Dediler!

Tüm Türkiye Galatasaray'ın borçlarından bahsededursun, Galatasaray boş durmuyor. Daha doğrusu Haldun Üstünel saman altından suyu yürütmeye devam ediyor. Gerçi medyanın 328932983 transferi arasında Elano'da vardı, şimdi sevinç içindedirler onlarda.
Rüyadayım sanki. Kalktığım gibi böyle bir haberde yapılmaz ki arkadaş. Hücum hattının kuvveti avrupaya "Anne Galatasaray geliyor!" dedirtecek türden oldu! Bugün bi güzel haber daha bekliyorum. Ondan sonra yazmaya devam edecem inşallah düzenli olarak. Neyse...

26 Temmuz 2009 Pazar

F1.09 / Macaristan GP / Üzücü Kaza!

Bu kadar şanssızlık olur. Massa iyi götürdüğü sıralama turlarının son bölümünde, Barichello'nun arabasından kopan parçayla ağır yaralandı. 800 gr. olduğu söylenen parçanın böyle özel olduğu söylenen kaska bu derecede hasar vermesi normal midir bilmiyorum. 200km. hızla giderken, 4. viraj çıkışında yaşandı kaza. Kameralar Massa'nın bariyerlerde ki görüntülerini ilk verdiğinde, Serhan Acar; dümdüz bir fren izi olduğunu söylemişti ki aklımdan "noldu la bayıldı mı bu adam" diye geçirmedim değil. Çok ilginç harbiden.


Bunun dışında sıralama turları bir hayli zevkliydi yine. BMW Sauber ve Brawn GP'nin son derece kötü performansı, beni hem üzdü hem sevindirdi. BMW sinirlerimi bozmaya başladı artık. Geçen senenin ardından, şampiyonluk yarışı beklerken tam anlamıyla hayal kırıklığı oldular. Bunları her F1 yazısında yazmaktan ben bıktım valla.

Alonso için ise muhteşem bir sıralama turu oldu. Uzun zaman sonra gelen 1.lik ve Macaristan'ın özelliğinden kaynaklanan büyük podyum şansı! Ayrıca son bölümün bitmesine yakın arızalanan zaman göstergeleri çok ilginç görüntüler çıkardı ortaya. Alonso'nun tek tek millete zamanını sorması 1.liği ne kadar çok özlediğinin göstergesidir...
Red Bull, kanatlandırmaya devam ediyor. Vettel ve Webber'den süper performanslar izlemeye devam ediyoruz. McLaren'de gözle görünür bir yükseliş var 2 yarıştır. Ferrari ve McLaren, BMW gibi yatmadı kötü giden bu sezonda.

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Eriksson ve Notts County

Bir League 2 takımı Notts County. Sven-Goran Eriksson ise Göteborg, Benfica, Roma, Lazio, Manchester City gibi kulüp takımlarında ve İngiltere Milli Takımı'nın başında çalışmış bir adam. Son olarak Meksika milli takımın çalıştıran Eriksson'un bu kararı beni şaşırttı. Trabzonspor'da bi ara ilgileniyordu kendisiyle.
Notts County futbol direkitörü oldu Sven. Basın toplantısında Premier Lig'e övgüler yağdırmış ve N.C'nin kısa zamanda Premier Lig'e yükseleceğini iddaa etmiş. Şahsi düşüncem ise; artık bu adamdan ve bünyesine girdiği takımlardan bi cacık olmaz. Adı spekülasyondan spekülasyona sürüklenir durur artık Sven'in. Bu transferin tek sevindirici yanı da Lig 2'lere kadar düştüğünden biraz az duyacağız adını.

Sigaramı Özgür Bıraksınlar...


Başlık çok acıklı olmasına karşın, içerik başının tam tersi oldu sanırım.(girişi sonradan yazan ilk blogger olarakta tarihe geçiyorum sanırım vol.2....)
Müşteri çekmeye çalışıyo derler, desinler.
Yok öyle bişey yannız. Okuyan okuyo hafız(!) demi ama...
Hemen ne öyle savunmaya geçtin derler, desinler.
Abi bi sigaramız vardı, bi bi keyfim vardı otururken biramı, kahvemi yudumlarken aldılar onu da elimden.
Zararlı mk ne keyfi derler, desinler.
Bırakılmıyo işte meret(!),denemedim mi sanki? Her içen gibi bende denedim abi. Denediğim gün 7 tane içtim ilk gün hatırına.
Ulan sana bırak demiyolar ki derler, desinler.
Bırak demiyorlarda hacı(!); kaaave dünyasının bahçesinde, starbaksın çardağında, mekdanıdsın şemsiyesi altında içemeyeceksem ne anladım bu işten ve hatta zi.. neyse...
Maç öncesi Orjin'de rahat rahat iç içeride zıçıcan derler, desinler.
Bİ keyfimiz vardı. GOl atıp sevinince, yeyip üzülünce, takım kötü gidince, şampiyonluk gelince yakardık bi tane zehir. Çekerdik fenaaa kanka fenaaa, zehirr diye kendi çapımızda geçerdik dalgamızı ama yok illa bok edecekler keyfimizi en tatlı yerinde...
Neyse dedim ama içimde kalmış (ulan)

Ailton Çin'de!

Şişkolar şişkosu, Almanya'da kral olmuş zamanında, Türkiye topraklarında da bulunmuş, fos çıkmış, uyuz tipli adam, Çin'de...

21 Temmuz 2009 Salı

International Premier League

İngiltere'de öyle bir lig var ki, çeşit çeşit ülkeden futbolcuları barındırıyor. Türkiye'de ki 6+2 kuralı gibi, İspanya'da ki maksimum 3 Avrupa dışı oyuncu gibi bir kural bulunmuyor. Bu gibi ülkeler ve kuralların yanında İngiltere Premier Ligi'nde, istediğin kadar oyuncuyu alabiliyorsun ve Avrupa dışından aldığın oyuncuların ülke takımlarında oynaması zorunluluğu dışında bir kural yok. Bu nedenle EPL artık bir uluslararası lig konumunda.

Bugün Portsmouth'un Arap milyarder Al Fahim tarafından alınmasıyla bu nitelik daha da kesinleşmiş durumda. Manchester City ve Fulham'ı da alan Arapların dışında, Liverpool'u Amerikalı bir iş adamı almıştı. Machester United'ın en büyük hissedarı ise yine bir Amerikalı iş adamı. Bu örnekler daha da arttırılabilir ve İngiltere Premier Ligi'nin adı, Uluslararası Premier Lig olur...

17 Temmuz 2009 Cuma

F1.09 / Tarihin En genç Pilotu...

Tarihin en zor isimli pilotu geliyor! Ne -Jacques Villeneuve-ler, ne -Jody Scheckter-ler ne -Jacky Ickx-ler, ne -Jean-Pierre Jabouille-ler görmüş bu F1 vakti zamanında ama ben bu kadar okuyamadığım bi isimle karşılaşmamıştım. Jaime Alguersuari... Ceğmi kısmı neyse de...

Torro-Rosso'da Sebastien Bourdais ile bitirilen/bitirilecek anlaşmanın sonrasında koşulacak Macaristan'da, tarihin en genç pilotu Jamie Alguersuari yarışacak ancak ben 90lı yılların ortasından beri izlediğim F1'de bu kadar zor bir isimle karşılaşmadım. Ufak bi araştırmanın ardından daha eskilere de gittim ama bulabildiğim en zor isimler ilk başta yazdıklarım oldu.

Şuan en çok düşündüğüm şey "Serhan Acar, bu ismi nasıl telaffuz edecek?" Tabi ki sonuçta TRT'de çalışıyor, bi şekilde İspanyollarla görüşülür öğrenilir felan ama yinede bi b.kluk çıkaracaktır bu isim Macaristan'da :) Hayır yazıldığı gibi okuyayım diyorum, çok komik oluyo öylede :D

16 Temmuz 2009 Perşembe

Fifa 98: Tobol Update

Tamam çok iyi oynadığımız söylenemez ki çok eksik çıktığımız bir maç olabilir. Sezon yeni başlamış, hazır olmayan bir Galatasaray. Karşısında diri bir takım olacağı belli olan bir Galatasaray. Bin kilometre yol gidip maça çıkmış bir Galatasaray izledik bugün. Zaten evde izlemek zorunda kalmışım. Böyle sıkıcı maçlar evde seyredilmiyor arkadaş...
Ama;
Öyle bir rakip vardı ki karşımızda, Fifa 98'le büyümüş bir takım izlenimi verdi bana. Her idman sonrası Fifa 98 turnuvası yapmış bir takım sanki. Bu kadar direk ayağa dalan hiçbir takım görmedim ben. İdmanlarda şişme adamlara kayma çalışması falanda yapıyodur bunlar. Annemin bile "adamı biçti" dediği bir maç olduysa artık başka bişey diyemiyorum. İstanbul'da rahat bir şekilde kazanmak dileğiyle artık...