TSL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TSL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2012 Pazartesi

Baba Demirören

Bir zamanlar Çarşı'yla karşılıklı küfürleşirlerken, şimdi büyük Beşiktaş taraftarının Babası olmuştur Yıldırım Demirören. Yaptığı transferlerle, sportif başarı gelmese dahi hiç tepki almamış; hatta sandıkta Çarşı'yı bile tarafına çekme başarısını göstermiştir.

Başkanlarına, zamanında ana avrat küfür eden, sahaya sırtını dönen, istifa istifa diye desibel rekorları kıran büyük Beşiktaş çarşısı; Fenerbahçemiz diye açıklama yapan başkanlarına ses çıkarmıyor. Hatta çubukluyu baş düşman olarak gösterenler şu sıralarda sevgili gibiler, hayretler içerisindeyiz...

Samsunspor İçin Kurtuluş Günü

Kurtuluş günü zira, Adnan Sezgin'le olan anlaşmalarını karşılıklı olarak fesh etmişler. Geldiği günden itibaren, taraftarın ve Samsunluların tepkisini çekmişti. Ancak yönetimlerin hatalarına üzülen sadece taraftar oluyor. Yönetim ne bekliyordu Adnan Sezgin'den hiç anlayamamıyorum. Karşınızda koskocaman 2 örnek dururken... İstanbulspor ve Galatasaray'ın iflasları...

Ben ki Samsunspor hakkında pek yazmam ama ligde kalmak adına, zor günlerden geçen Samsun için çok sevindim. Belkide lig bittiğinde herşey bambaşka bir hal almış olur he?

23 Ocak 2012 Pazartesi

Eskişehir Deplasman. Golün Adı, ultrAslan!


Söyleyecek pek fazla bişey yok aslında. makarasıyla, muhabbetiyle, eğlencesiyle, kardeşliğiyle, aksiyonuyla ve en önemlisi tam kadro bir deplasman geçirdik. Tabir-i Caizse Yaktık yıktık geçtik kahpeşehirden!

Sarınla Kırmızınla, Ölürüz Senin Uğruna!

24 Ağustos 2011 Çarşamba

UEFA > MAA

Kemal Belgin: "TFF. Size yazıklar olsun!" from ilkertezcan on Vimeo.

Ne desek boş, ne konuşsak boş...

Günlerdir haftalardır konuştuğumuz, Türkiye'nin çalkalandığı olaylara karşı pasif kalan, hatta aktif olarak fenerbahçe'den korktuğuna mı diyelim fenerbahçe'yi tuttuğuna mı, TFF'nin Türkiye'de yapamadığını UEFA bildiğin 48 saatte Avrupa boyutunda gerçekleştirdi...

Fenerbahçe Avrupa Kupaları'ndan men edilirken, Trabzonspor direkt Şampiyonlar Ligi'ne gidiyor... Dilimizde, özellikle GALATASARAY Spor Kulubü'nün, tüy bitmişti diye diye ama güzel oldu bu olayda fenerin ve Mehmet Ali Aydınlar'în bitmesi anlamına geliyor...

Geçmiş olsun. Kemal Belgin'i dinleyelim...

23 Ağustos 2011 Salı

Türk Futbolunun Beyin Ölümü Gerçekleşti..!


Kulüp başkanlarının yaptığı toplantının ardından yapılan açıklama şu:


"Takımlara destek için her taraftar "forma ve decoder" alsın."

Hiçbir ülke, hiçbir federasyon endüstriyel futbola bu denli balıklama atlamamıştır...

11 Temmuz 2011 Pazartesi

I Belong The Money*

Hiçbişey söylemek gelmiyor içimden. Aslında kendimi ifade etmekte güçlük çekiyorum. Bu kadar olayı, delilin ortada olmasına rağmen, TFF delil olmadığı için karar veremeyeceğini söylemiş. Ki bunu açıklayan TFF, bizzat savcılarla görüşmeler yaptı ve deliller bir, bir TFF kuruluna sunuldu.


Herşeyi geçtim, tutuklanan onlarca isim var. Bu insanlar, kusura bakmayın yanlışlık oldu diye salıverilecek sanki. Hala karar veremeyen federasyona soruyorum: Şeref mi, Para mı?


*:Paraya tapıyorum

8 Temmuz 2011 Cuma

Birilerinin Emekleri ve Şike

UNI Forum'da U.Y paylaşmış, Tribün Dergi'de gördüğü bu yazıyı. Çok hoşuma gitti ve bloga koymam gerektiğini hissettim...

''Küme düşmekten son anda kurtulup , eksi puanla lige başlayıp , alınlarının teriyle Play-off'un kapısına gelen Galatasaray Erkek Basketbol Takımının nasıl Play-off dışında bırakıldığı da araştırılsın.

Aykut Kocaman'ın emeklerine yazık oldu da ; Cem Akdağ'ın emeklerine yazık olmadı mı ?
Alex , Gökhan , Volkan'ın emeklerine yazık oldu da ; Rancik , Jasaitis , D-Wash'un emeklerine yazık olmadı mı ?
Kilometrelerce yol giden fb taraftarının emeklerine yazık oldu da ; bu rezaletin yaşandığı sezonda takımını asla yalnız bırakmayan Galatasaray taraftarının emeklerine yazık olmadı mı ?

Asla üzülmedim , üzülmeyeceğim de ; kimse kusura bakmasın.''

Ek olarak :

Lig maçında Bornova'ya yenilen fb, Play off'larda 30'ar sayı fark attı (aynı sene ) ,biz küme düşmekten kurtulup üstüne Play-off'a kadar gelmiştik, Play-off'lara kalmayalım diye...

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Kalkhedon ve Şike

Bu sene Kalkhedon olmazsa ne yaparız diye düşünüyorum şike olayı ortaya çıktı çıkalı. Hakikatten çözüm yok ortada. Saraçoğlu'na gidip tüm fblileri tezahüratlarımızla susturmak, g.t etmek gibisi yoktu yahu. Belki Türkiye Kupası'nda bizim grubumuza düşerler de ancak öyle gideriz deplasman-ı Kalkhedon'a.


Eğer ki fb küme düşerse, artık Güngören, Kartal, Göztepe tribünleriyle gider yaparız şeklimizi:) Kombine parasını geri isteyenler varmış duydunuz mu:)))

3 Temmuz 2011 Pazar

Game Over Aziz Amca

Aziz Yıldırım ve köpekleri, oyunlarına devam edemeyecekler artık. Hepsi birer birer gözaltına alındılar. Umuyoruz ki tüm foyaları çıksın meydana.


İngilizce anlamayan fenerlilere gelsin:
Aziz Amca, oyun bitti, Bank Asya yolu görünüyor ufukta...

Aziz Bey öğle namazı kaç rekat ?
2 -2 amirim .. Allah kabul etsin Al bunu da al al al ...

3 Mart 2011 Perşembe

Maziden Medet Ummak?

Her alanda böyle sanırım. Sadece Türk milleti için mi geçerlidir bilmiyorum ama her kötü şartta geçmişe bir özlem, bir istek duyulur. Doğumdan ölüme kadar böyle gelip gider.

Futbol için ele alırsak, her kulüpte bir geçmiş hasret yaşanır durur. Neredeyse kovulan topçular, yıldız transfer gibi geri alınır. Kulübün evladı yakıştırmaları yapılır, karşılıklı içten olmayan sevgi gösterileri vsvs... Bu konuyu örneklerle başka bir yazıda inceleyebiliriz aslında.
En çok göze batan ise teknik direktör değişikliklerinde olur. En azından benim açımdan bu böyle. Bir teknik direktörün, herhangi bir takımı, farklı zaman dilimlerinde 3-5 defa yönettiğine şahidiz bu ülkede...
Birde eski topçuların, takıma teknik adam olarak gelme durumu var ki bu uygulama Türkiye'de saçmasapan bir şekilde yapılıyor. Adam futbolu bırakıyor, 6 ay kursa gidiyor ve dünya devi diye lakaplandırdığımız kulübün başına geçiyor. Ne tecrübe var, ne yetenekleri değerlendiriliyor. Bre müptezel! Bu adam dünya starı olabilir, müthiş bir futbolcu olabilir, harika bir kariyer sahibi olabilir de sen neye göre teknik adamlığını değerlendirirsin..? Neye göre zor durumda olan bir takımı kurtarmasını beklersin...

Galatasaray'a gelirsek, son yılların büyük alışkanlığı halini aldı. Özellikle kötü gidişe dur diyemediğimiz 2000 sonrasında. Herkes 2 defa bu takıma gelir oldu. Neden arkadaş..!

Niye her kötü durumda, maziden medet umulur? Bırakalım imparator, eski imparator, commandante eski commandante kalsın, büyük kaptan büyük kaptan olarak kalsın...

6 Şubat 2011 Pazar

315'in Aşkıyla..!

Herşeyi geçiyorum. Oyunu, takımı, teknik hataları, yönetimi...

Bu taraftar herşeyi hakediyor arkadaş...
Öğlen 3'ten gece geç saatlere kadar buz gibi soğukta, Ali Sami Yen'in orta yerinde; cebindeki son parayla yiyecek alıp, ısınmak için 1 bardak sıcak çay alıp saatlerce emek harcayan taraftarın, herşeyi hakediyor be Galatasaray...
Dünya rekoruymuş falanmış filanmış hiç ilgilendirmiyor beni. Yeter ki o emeğe saygı gösterip; ruhuyla oynasın o formayı giyenler. Başka hiçbişeye değişmem.
Lanet olsun ki çalıştığım için bu pankartta emeğim geçmedi ama kardeşlerimin hepsini tek tek tebrik ediyorum..!

106 Senelik muhteşem tarihi, kimsenin yanına bile yaklaşamadığı sayısız başarıların müzesinde rakiplerinin iki katı kupası olan Türk sporunda ilk ve teklerin takımı, varolduğundan beri Türk olmayan takımları en çok yenen Türk takımı ülkesinin medarı iftiharı UEFA ve Süper Kupa sahibi dünyanın en büyük taraftar oluşumu ultrAslan'nın gururu 1481den beri kültürün simgesi 1905den beri sporun beşiği anlı şanlı GALATASARAY!

19 Kasım 2010 Cuma

Kara Gün Dostu

Evet. Öyle olduğumuzu düşünüyorum. İyi günde var isek, kötü günde de yanındayız sevdamızın. Yine arşınlayacağız yolları, yine paylaşacağız dertlerimizi, yapacağız makaramızı, yine birbirimizin omzunda uyuyup, omuz omuza sergileyeceğiz duruşumuzu.


Geçen sefer mantısını tadamayıp, simitine tamah ettik. Bu sene mantını, yağlamanı yemeğe geliyoruz Kayseri... Bekle bizi "Ananın Yeri"..! ;)

24 Ekim 2010 Pazar

İnanın...

... yeter ki! Kazanmasanız da razıyız biz. En azından bizim kadar inanın, biz memnun oluruz...


Armanın uğruna, renkler adına yapmayacağımız şey yok. Her zaman peşindeyiz, korkusuzca... Sizde bizim gibi olun, bizim gibi hissedin istiyoruz. Hissetmeseniz bile numara yapın, inandırıcı olsun...

Babalarımız 14 sene beklemiş koskoca şampiyonluk için, biz 11 sene fenere koyamamışız ne ki... Bi 11, bi 11,.. sene daha beklemeye razıyız biz, yeter ki inandırın bizi. Kaptırın rolünüze kendinizi...

19.00
@ Khalkedon

19 Ekim 2010 Salı

Karabük Hatırası

Geç oldu biraz ama.


İstiklal Marşı okunuyor o sırada. Güvenlik görevlisi "4 adet", evet yazıyla; dört adet merdiveni boşalttırmaya çalışarak çileden çıkarmışken bizi, bir kardeş atkısını bu şekilde tutarak bizi yarmıştı o anda. Anında telefona sarıldım tabi bende.

Bu arada hemen önümde duruyordu güvenlik görevlisi. 3'lü sırasında bende koymaz mıydım ellerimi omzuna. Hatırladıkça gülüyorum. Bizimkiler yine yerlerde... Çok eğlenceliydi aslında Karabük deplase, tabi maç başlayana kadar....

22 Eylül 2010 Çarşamba

Özlem Bitti, İzmir..!



Yazmıştım blogda deplasmanı özledim diye... Sonunda kavuştum. Patrondan alınan zoraki izin ile sezonun ilk deplasmanını yapabildim. İzmir'in dağlarını da yavşaklarını da gördük... Şaka şaka.

Başlık güzel oturdu aslında. İzmir'in Galatasaray özlemiyle de iyi uydu. İzmir Galatasaray'ı çok özlemişti ki bu duygu İzmirli Galatasaraylıları bi hayli şaşırtmış. Şöyle ki tribünde "Cimbom gol gol gol" çekecek kadar şaşkınlardı. Allah'tan İstanbul ordaydı da durumu düzelmesini bildi.

Aslında yol baya çileliydi ancak bir o kadar da eğlenceliydi. Gidişte bir motorsikletin "otobüse" çarpması ve polisin yaklaşık 1 saat bizi alıkoyması; dönüşte, yaşanan arıza ve 3 saat Bursa Karacabey arasında mahsur kalmamız...

Herşeyi ayarlamıştım aslında. Saat 6.30 gibi İstanbul'a dönmüş olacaktık ki o acı fren sesiyle uyandım. Arabadan "ben arızalandım" çağrısını duyabiliyordum. Kayış kopmuş, şoförümüz yedek kayış var diye rahat davranarak diğer otobüslere haber verme gereği duymamış ya da siz gidin biz geliriz demiş bilmiyorum. Yedek kayış farklı bi model çıkıyor ve çile başlıyor. Herkes horul horul uyurken 3 saat boyunca gözünü kırpamayan ben... Sabahın ayazında dışarda sigara üstüne sigara yakıp bir o yana bir bu yana volta atan ben...

Yalova'da diğer arkadaşları feribota bırakıp dönen Veysel abinin bizi gidip geldiği yolda bulamaması da cabası... Saat 6.30'da dönmenin planlarını yapan bendeniz, saat 11.40'ta adım atıyorum eve. Bi duş alıp işe gidiyorum, "geç kaldım kalacağım kadar" mentalitesiyle tabi.

Tribünün durumundan yukarıda da bahsettim. Ancak bizde de durum çok iyi değildi zira, stadın kötülüğünden kaynaklanan sürekli bir senkron bozulması yaşadık. Çok sinir bozucu bir olay la.

Stada vardığımızda öğrendik ki bilet sıkıntısı mevcutmuş. Ne yapacaktık? Herşey ortada, patlatıyoruz... Başarılı bir operasyon, hafif yaralanmalar, kaybedilen ayakkabılar ehehe. Bende bir hasar yok ama herzamanki gibi sağasağlamım hehe. Arkadaşın kurtarılan ayakkabısı ve saunada başlayan maç...

İlk yarı kötüyüz. İkinci yarıda iyi değiliz ama rakipten güçlü olduğumuz ortaya çıkıyor. Cana girince farkettiriyor. "Hayde bre Cana" diye bağırıyorum, başkan dönüp "aman bre deryalar" diyor gülüyoruz. Bu arada Ufuk'ta bi Mondi havaları görüyoruz.
Kapalının haşin çocuğunun muhteşem besteleri, Altıner reisin fantezi atkısı ve BCG(bi sıfatı yok:P) ile geçen eğlenceli bir deplasman ...

He bu arada, işten kovulmadık çok şükür:)

26 Ağustos 2010 Perşembe

İstanbul - eses: 330 Km.


Real Madrid maçını hatırlar burdakiler. Hani ilk yarısı 2-0 biten maç. Hemde Sami Yende."ama zaten favori Madrid'ti arkadaş. "Buraya kadarmış" demişti çoğu kişi. .
Uefa sürecini bilir misiniz? Tabi ki bilirsiniz. Hani kupa öncesi birçok otorite 1'e bilmem kaç veriyordu Cimboma..
Cimbom 14 sene şampiyon olamamıştı ligde ve ona inananların sayısı düşüyordu belki de..

vb.

Bu üstte saydığım şeyler, yürekten inanmayanların düşüncesiydi. Ama unutmamalıyız ki bizler zor günlerin adamı ve Cimbom da zor günlerin takımıdır.

Sonuç: Cimbom 2. yarıda kendine gelir ve yenilmez armada Madridi 3-2 yener (bir gol de geçersiz sayılır). UEFA kupasını namağlup şekilde alır ve finalde de Arsenal gibi Dünya devini yenerek. Ve 0 14 senenin sonunda "Cimbomu sevmeyenler ölürler"

İmkansızı başaran hep biz olmuşuzdur. Umudu kesmeden, armanın peşinden gitmeye devam edicez.

İstanbul-es es :330 km

Saygılar

by dmrzn

21 Ağustos 2010 Cumartesi

Uyku Mahmuru

Saat 18.36'ydı kalktığımda. Kendime gelmeye çalışırken telefona uzandım, saate baktım. Bir anda gözlerim çakmak çakmak olmuştu, hissettim. Telaşlandım, kalktım banyoya koştum. Yüzüme su serptikten sonra, evin telefonunu aramaya koyuldum. Zira kontürüm yok. Hemen Çetin'i aradım.
-Kanka napıyosun?
-İyi kardeşim, sen?
-İyidir kanka. Maça geliyor musun?
-Tabi kanka ya bişey mi oldu?
-Kanka benim kombineyi alsana, uyuyakalmışım, geç kaldım ya.
-Tamam da kanka, maç yarın değil miydi ya? (O da şaşırıyor bu durum karşısında karıştırıyor)
-Hay mnskim ya ben ne yaptım!! La uyku sersemi maçı bugün sandım, iyi terliklerle çıkmadım evden, ahah!!!

Şeklinde bi konuşma geçti aramızda. Evet, maç gününü karıştırmıştım. Ne kötü bir durum. Kombinem arkadaşta değilde cebimde olsaydı, heralde Sami Yen'in önüne gelince anlardım neyin ne olduğunu, o telaşla.

Garip bir gündü. 27 saat uykusuzluğun verdiği aklın baştan gitmesi ve göz kapaklarının açılamaması durumunu halen yaşamaktayım. Aslında iyi de oldu bu. Evde oturup, LigTv, Trt3, Digi arasında gittim geldim iftar sonrası. Evet hakikaten iyi oldu, bazılarının halen yere göğe sığdıramadığı büyük(!) bjk taraftarının Nihat'ı ve takımı ıslıklamadığını görmüş oldum. Güzel bi akşamdı...

17 Ağustos 2010 Salı

Reklamsızlar Ligi

Bu hafta futbol taraftarları açısından iyi bir lig oldu, tabi bu açıdan bakılırsa. Gol sıkıntısının üstü düzeyde yaşandığı Süper Lig'in, pardon Spor Toto Süper Lig'in ilk haftasında; 4 büyük takım, Eskişehir(ETİ), Karabük (kardemir), Manisa (Vestel), Konyaspor (Torku), Belediye (Medical Park) haricinde formasında reklam bulunan takım yoktu. Sanırım Geçen sene Turkcell'le anlaşması bulunan takımlar, ligin isminin değişmesi üzerine Spor Toto ile yeni bir anlaşma yapacaklar ve ilk haftayı boş geçmişler.

Olayın garip tarafı ise geçen yılın şampiyonu Bursa'nın da reklamsız kalması. Gerçi reklamı olmayan bir turuncu Bursa forması çok hoş olmuş ancak işin ekonomik yönünden bakarsak ilginç bir durum. Bu Bursa'nın CL'den gelen paralar sayesinde, "bizim gözümüz tok, daha çok para verin reklam alalım" imajı verdiğini de gösteriyor olabilirken; ülkemizde 4 büyüklere para akıtan şirketlerin, Bursa'dan yeterli verim alamayacağını da düşündürebilir. Ancak ben böylesine büyük bir futbol kulübüne reklam verebilcek kapasitede bir şirket sahibi olsam, Şampiyonlar Ligi'nde de oynayacak Bursa'ya reklam verirdim. Mesela Beko, Bursaspor'a reklam verse hoş olmaz mı?:p

Bu arada eğerki bu reklamsız takımlardan birinin taraftarı olsaydım, formalara reklam bastırılmadan koşa koşa alırdım. Son olarak Bursa'nın aşağıdaki formasını, yakın zamanda almayı düşünmüyor değilim aslında=)

12 Ağustos 2010 Perşembe

Bi Augustine Vardı

Geçen LigTv'de Hey Gidi Günler adlı programı izliyorum. Bilmeyenler için şöyle anlatayım: Aslında tam olarak program denemez, Haber öncesi, canlı yayın öncesi açıkta kalan vakitleri doldurmak için yayına koyuyorlar aslında ama bence LigTv'nin son zamanlarda yaptığı en güzel uygulamalardan biri. Eski Maçları gösteriyorlar ardarda. Zevk alıyorum programdan. Mesela Yozgatspor'dan fark yemiştik zamanında, maçın sonlarında gol atan Hasan Yozgat taraftarına nasıl küfür ediyor. Nasıl gülerdik eski muhabbetlerde o anı hatırladıkça. Neyse.

Ankaragücü'nün Ersun Yanallı dönemlerine denk geldim geçende. Antalya'ya 8 atıyorlar, 4 büyükleri zorluyorlar. İyi bi teknik adam olabileceğini o zamandan gösteriyor Yanal. Neyse takımın forvetinde 2 siyahi eleman dikkat çekiyor. Tetteh ile Augustine. Tetteh'ten emin değilim ama Etiyopyalı tipi vardı adamda izlediğim kadarıyla.

Augustine gelecek olursak. Trabzondayken tanımıştım bu adamı. Aklımda Türkiye Liglerinin en kazma topçusu olarak kalmış bu arkadaşımız. Oysaki Ankaragücü'nde gol krallığına koşan bir elemanmış kendileri. 4 büyükleri bi hayli zorlayan Gücü'nde, gol yükünü çekiyormuş Tetteh'le birlikte.

Son olarak tekrar ediyorum, diğer arkadaşın Tetteh olup olmadığından emin değilim şuan için ama X,Y,Z gibi düşünün. İsim olsun diye de sallamış olabilirim ehuhe.

18 Mayıs 2010 Salı

Aziz Yıldırım: Ben Futbolu Alacağım..!



yorum yapamıyorum Aziz Yıldırımın düştüğü bu duvuma... fenerlilere anlatamıyorum artık her daim bulundukları ruh halini, sahip oldukları kişiliği, megalomanlığı. Trabzon maçının bitiminde timsah yürüyüşü yapan fblilerin suratlarında da Aziz beyin yukarda takındığı ifadeyi görebiliriz...

Youtube Linki