30 Mayıs 2010 Pazar

Footbrazil

Bu maç kaçmaz. Corinthians, Sao Paolo'yu konuk ediyor. Ne zaman mı? Birazdan, Spormax'te...

Lösemi Hastası Kardeşimiz İçin Acil Kan İhtiyacı

Galatasaray fanatiği. tribünümüzden bir kardeşimiz için lütfen ilgi gösterelim...

arkadaşlar merhaba,
18 yaşındaki kardeşime akut lösemi teşhisi konmuştur.
maalesef ki istanbul'da onkoloji servisi bulunan hastanelerin hiçbirisinde boş yatak olmadığı için yatışını sağlayamadık şuan için. 1-2 gün içerisinde bu büyük problemi ortadan kaldırmak için çaba sarfedeceğiz.
trombosit düşüklüğü sebebiyle el ve ayaklarında morarmalar başlamış durumda. her ne kadar yatırabileceğimiz hastane bulamamış olsak da, sıklıkla trombosit ve taze kan nakline ihtiyaç duyacağı söylendi doktorlar tarafından.
kardeşimin kan grubu a rh(+) pozitif olup, kan ve trombosit takviyesi için aynı kan grubuna ihtiyacımız bulunmaktadır.
asıl zorluğumuz, bir vericiden bir daha 3 ay sonra kan alınabilmektedir. bu durumda sadece biz yakınlarının yeterli olmayacağı anlaşılmaktadır.
bunun için acil durumlarda arayabileceğimiz bir gönüllü kan donör listesi oluşturmaya çalışıyoruz.
hangi hastanede yatacağı şuan için belli olmadığından, hastane belli olduktan sonra gönüllü olacak arkadaşlarımızın ilgili hastaneye ulaşımı tamamen tarafımdan karşılanacaktır.
aranan özelliklere uygun gönüllü arkadaşlarım aşağıdaki irtibat bilgilerini kullanarak isimlerini yazdırabilir ya da direkt bana da ulaşabilirler.
allah rızası için yardımlarınızı bekliyor, ilginiz ve hassasiyetiniz için şimdiden hepinize teşekkür ediyorum.
saygılarımla,
yunus

irtibat bilgileri:
yunus dinç
cep: 0538 891 49 49
mail: yunus_dinc@colpal.com
donör listesi oluşturan arkadaşımız :
murat çolak
cep: 0535 392 01 10
mail: murat_colak@colpal.com

29 Mayıs 2010 Cumartesi

Millwall - Swindon

Nerde izlesek ki?

Aslantepe: Heycanlandırır...

Acayip heyecanlandım fotoyu görünce. Ne kadar güzel bir görüntü. Diğer çatı makasının takıldığını da göreceğiz bu akşam umarım. Sonra çatının bitişi, zeminin çimlenmesi, koltuklar...

28 Mayıs 2010 Cuma

Beyin Bedava


Böyle rahat olmayı herkes beceremez. Adam belki de kafayı sıyırmıştır ama verdiği mesaj o kadar güzelki, şu günlerde içinde bulunduğumuz "final dönemi" havasına girmemi sağlıyor. Sınavdan önceki gece atıyorum hafızaya, beyin bedava eheheh.

22 Mayıs 2010 Cumartesi

20 Mayıs 2010 Perşembe

PFDK İndirim Günleri...

Kadıköy'de çıkan yangının elektrik kaçağından çıktığı anlaşılmış. Stada yeterli ilgi ve alakayı göstermediği için Kadıköy Belediyesi'ne 30bin, Elektrik İdaresi'ne 15bin lira para; yöneticiler rüştü'yle mesajlaştıkları için fb kulübüne'de 2 maç seyircisiz oynama cezası verilmiş...

Bu ülkede böyle bu işler. "Su bardağı"na 5 verirler, "kibrit"e 2...

18 Mayıs 2010 Salı

Aziz Yıldırım: Ben Futbolu Alacağım..!



yorum yapamıyorum Aziz Yıldırımın düştüğü bu duvuma... fenerlilere anlatamıyorum artık her daim bulundukları ruh halini, sahip oldukları kişiliği, megalomanlığı. Trabzon maçının bitiminde timsah yürüyüşü yapan fblilerin suratlarında da Aziz beyin yukarda takındığı ifadeyi görebiliriz...

Youtube Linki

17 Mayıs 2010 Pazartesi

17 Mayıs...

"Kazanacaksınız! Kazanmak için uğraşacaksınız ama netice ne olursa olsun siz bizim gönlümüzde hep kazandınız, hep şampiyonsunuz! ve öyle kalacaksınız!!"

Yolun Açık Olsun Mehmet...

Biraz geç oldu ancak blogumun sayfalarında, şu güne kadar onlarca defa geçen Topalımız için, bir veda notu bulunmalı diye düşündüm. Az önce bir abimizin facebooka koyduğu videoyu izleyince duygulandım. İspanya'da şuan. Taraftarlar yoğun ilgi gösteriyorlar Mehmet'e. Kendisi de çok mütevazi biri olduğundan kimseyi kırmıyor. Hatta videonun bir kısmında, çocuğun biri arkadan foto çekip kaçma düşüncesindeyken, Mehmet yaklaşıyor çocuğa...

Çok kızdık, çok bağırdık, yeri geldi çok sevdik, bağrımıza bastık, tribünde sana bela okuyanlara kulak tıkadık,,, ama o formayı hakkıyla terleten her topçu gibi çok sevdik Mehmet. Yolun açık ola ASLAN...

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Pompey Ruhu

Ne kadar zevkli bir maç olduysa da bi o kadar sinir bozucuydu FA Cup finali. 5 top direkten döndü, 2 penaltı kaçtı vs. Bunları hepimiz yaşadık az önce biten maçta.

Maç bittiğinde, Portsmouthlu oyuncuların gözyaşları ve menejer Grant ile birlikte ortada toplanıp konuşmaları çok etkiledi beni. Sonrasında taraftarı selamlamaya koyuldular. O sırada ağlayan Boateng, yine ağlayan Rocha'ya bişeyler söylerken görüntüye geldi. Aklımdan şunlar geçti bi anda:

"Ağlama kardeşim, çok iyidik. Belkide benim yüzümden kupa kaçtı. Sen bu takımın en iyisiydin. Seneye hepimiz birlik olup bu takımı tekrar EPL'ye döndüreceğiz, bu kupayı alacağız..."

Ama böyle bişeye imkan yok günümüzde. Şimdiden anlaşmalarını sonlandırdı bile çoğu futbolcu. Bundan bi 30-40 sene evvel olsaydı, böyle bişey mümkün olurdu çünkü o zaman insanlar değer biliyordu(muş). Değer bilmekten ziyade, bağlılık vardı(mış). Bu takım bütün yıl sana paranı verememiş olabilir, çok zor günler yaşamış olabilirsiniz. Ancak takım senin yuvan gibidir. o zaman böyle bişey beklersin.

Şuan için böyle bişeyi beklemek zaten yanlış olur çünkü hayat şartları falan çok farklı artık. Futbol farklı... Herşey paraya bakar. Kırmızıdan laciverte geçebilecek kadar değişti futbol. Futbol hayat gibi diyoruz ya, "futbol insanları da değiştirdi..."

King Pompeys:)

13 Mayıs 2010 Perşembe

Apache's Mentalita

Apaçilik... Bu günlerde tanımlanan en değişik değer Türkiye'de. Bir apaçilik aldı yürüyor, mal gibi giyinen herkes, görünüş itibariyle apaçi damgası yiyor. Güzel Türkiye'm ve insanları, bu yanlıştan dönün !
Apaçilik mor gömlek giyip 4 düğme açmak değildir. Apaçilik saçları dikmek değildir. Apaçilik şarkı seçimiyle olmaz. Apaçilik özentilikle olmaz. Apaçilik bir yaşam biçimidir.

Peki apaçilik nedir? Nasıl yaşanır? Özenilecek bir şey midir? Neleri getirir, neleri götürür? Bu yazımızda cevap vermeye çalışacağız.

Apaçilik öz itibariyle farklı olmaktır. Nasıl diyenleri duyar gibiyim. Bir ortamda farklı olduğunuzu nasıl hissedersiniz, insanlara nasıl hissettirirsiniz? Öyle apaçi olmalısınız ki, insanlar apaçi derken küçümseyerek değil, farklı olduğunuzu bilerek yaklaşmalı.

Apaçilikte baş faktör tüm gücünüzü kullanmanızdır, bu genellikle insanlığın yararına olacağı gibi, maksadını aşan durumlarda kişisel tatmine girdiği de görülmüştür.

Her kavgaya koşmalı, duyduğunuz her bağrışmaya salça olmalısınız! Biri birisine mi vuruyor, hiç tanımıyorsunuz iki tarafı da... İlk gördüğünüze vuracaksınız. Kime vurduğunuz belli olmayacak !
Apaçiliğin çıkış noktalarından biri tribündür. Kesinlikle tribün kovalayacaksınız. Ama bir renge gönül vermeniz, onu benimsemeniz, kendinizden çok onu düşünmeniz, onun için herşeyinizi acımadan sarfetmelisiniz !

Apaçilikte giyim tarzı diye birşey yoktur. Her normal insan gibi ortamına göre giyineceksiniz. Tribüne giderken tribün ile ilgili kıyafetler veya eşofman takımı giyilebilir. Eğlenmeye giderken gittiğiniz mekana göre casual veya ultra şık giyinebilirsiniz.

Eğlencelerde herkes cool takılıp kız mı avlamaya çalışıyor, onları hareketlerinizle küçümseyeceksiniz ! Kız ne lan? İnsan dediğin şey sadece o iş için mi var. Adam kıza kur mu yapıyor, çılgın dans edeceksiniz, hoplayacaksınız-zıplayacak

sınız, gerekirse 70 erkek tren yapacaksınız. Kızlara size mi kaldık lan şeklini vereceksiniz. Eğer o cool mallar olmasa kızlar triplere girip havalanmazlar zaten. Onlar da bunun farkında. Siz bunu bildiğinizi onları takmayarak içinizden geldiği gibi, kafanıza göre eğlenerek göstereceksiniz. Mesela sağlam şarkı mı çıkıyor, hooop patlat bi nara:

"ALLLAAAAAAAAAAAAAH YÜRÜ BEE"

İçinizden geldiği gibi yaşayacaksınız. Kendinize tabii ki sınırlar koyacaksınız ama sırf dışarıya karşı ayıp olmasın diye engellediğiniz hareketiniz olmayacak. Mesela arabada gidiyorsunuz dertler üstüste geldi, içiniz mengenelerle sıkılıyor sanki... Hemen aç camı, dışarı doğru bağır:

"DARALDIMMMMMMMM ULAAAAAAAAAAAAN"

Size sağlayacağı rahatlama inanın insanların kötü bakışlarına değecek.

Peki ya müzik tarzı? Arka sıralardan ne dinlememiz gerekiyor diyenler var. Hemen cevaplayalım, istediğiniz herşey. Gerçek bir apaçi, hoşuna giden her müziği dinlemeli, bir türe saplanıp kalmamalı. Tamam her insanın haz etmediği müzik türü olur, bu bir olur iki olur. Ama geriye onlarca müzik türü kalır. Bir apaçi gerektiği zaman Rammstein'den "Fruhling in Paris" dinler, gerektiği zaman Bengü'den "Kocaman Öpüyorum" dinler, Sagopa Kajmer'den "Kalbim Krizin Bekçisi Olmuş" dinler, Metin Işık'tan "Lay lay lom" dinler. Apaçi eğleneceği her müziği dış etkenlerin etkisi altında kalmadan içinden geldiği gibi dinler.

Apaçilik saygıdır, apaçilik sevgidir. Apaçilik içinden geldiği gibi yaşarken, yaşadığı topluma saygı duymak, kimsecikleri kırmadan kendini ispat etmektir. Aynı apaçiliğin ismini aldığı kızılderililerin Avrupa'dan taşımayla getirilmiş insanlarına inat edercesine örf ve adetlerini koruduğu gibi, insanın taa içindeki o duyguları, diğerlerini incitmeden yaşamaktır.

APAÇİLİK HAYATTIR!

ASZ - beykentli aslan

212 AVM: Tam bir gereksizlik abidesi..!

Ben bu kadar yorulduğum birgün daha hatırlamıyorum şuan için. İndirim dedik, heybetli dedik,
cart dedik curt dedik, kafaya koyduk gittik. Ulaşımı bu kadar sorunlu diğer bir mekan, Olimpiyat stadı ülkemizde. Hakkari'ye gitmesi bile daha kolay.

Yenibosna'dan minibüs dediler, gittik bindik. Ta ebesinin nikahında indirdi. Ne bir yaya üstgeçidi, ne bir kaldırım, ne bişey. Canımızı tehlikeye ata ata, geçtik yolları. Hemen girişte bi hayal kırıklığı zaten... Kapalı dükkanlar... Tommy vs gördük aha dedik güzel bişeyler olmaya başladı, yok arkadaş 3-5 senenin artan malları vs... Outlet anlayışı bildiğin "atlet satmak" bu heriflerde. Neyse aradığımızı bulamadık, bi yemek yedik çıktık. Saat 8.30 civarı. Cebimizde nakit yoktu, bankamatik bulamayınca İETT'yle dönmek zorunda kaldık... Koduğumun yerinde İETT durağını bilen tek Allah'ın kulu çıkmadı. Abartmıyorum 10 kişiye sormuşumdur, hepsi farklı tarafları gösterdi. Havada karardı bu arada. Tinerciler dolanıyor tabi. Yem olmaktan korka korka, otobanın kenarından biraz daha şehre benzeyen, bikaç ev bulunan bir yere geldik. Çok şükür baya bi yürüdükten sonra bi durak bulduk. (Anadolu yakasına dönme çabasındayız bu arada)

Durakta 5-6 bildiğin hanzo. Durağın 3-5 metre uzağında bekliyoruz zaten. Bi otobüs göründü uzaklardan. direk atladık, neyin nesi demeden. Taksim otobüsüymüş. Muavine sordum, "e-5'ten geçer mi, metrobüse gitmemiz lazım?" cevabı aynen şu; "yok gardaş, biz Aksaraydan direk Taksime yardırıyoruz!!" Ohannes... Neyse kışlık evimiz en azından biliyoruz her bi bokunu diyip, devam ediyoruz. Ondan sonrası bilindik zaten, metro, metrobüs vs. Neyse en azından sevdiğmle beraberdim:)
Metrobüs durağında tayfadan, Bahçeşehirli kardeşimle karşılaşınca; "aklıma" okkalı bi küfür ediyorum "engelsiz aslanlarımın maçı varken, benim neyime 2-1-2..."

6 Mayıs 2010 Perşembe

28!



taşşak geçilmeliksin fb:) hiç bi fenerli boş konuşmasın, kıskanılcak yanınız yok farkındasınız... kabullenin... komiksinizde...