6 Temmuz 2011 Çarşamba

Kalkhedon ve Şike

Bu sene Kalkhedon olmazsa ne yaparız diye düşünüyorum şike olayı ortaya çıktı çıkalı. Hakikatten çözüm yok ortada. Saraçoğlu'na gidip tüm fblileri tezahüratlarımızla susturmak, g.t etmek gibisi yoktu yahu. Belki Türkiye Kupası'nda bizim grubumuza düşerler de ancak öyle gideriz deplasman-ı Kalkhedon'a.


Eğer ki fb küme düşerse, artık Güngören, Kartal, Göztepe tribünleriyle gider yaparız şeklimizi:) Kombine parasını geri isteyenler varmış duydunuz mu:)))

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Lorik Cana

Bir "adam gibi adam"ı daha harcadık diyebiliriz. Lorik Cana gibi canını dişine takarak mücadele eden, giydiği formanın her milimini sonuna kadar ıslatan futbolcuyu bulmak bu devir de çok zor. Takımın kötü halinin, iyi oyuncuya da yansıması gayet normal. Hele ki bu oyuncu golcü değilse, kaderi incecik bir çizgide değişiklik gösterebiliyor istem dışı... Ne diyelim, güle güle Aslan Lorik..!


Lamtumirë Lorik..!

3 Temmuz 2011 Pazar

Game Over Aziz Amca

Aziz Yıldırım ve köpekleri, oyunlarına devam edemeyecekler artık. Hepsi birer birer gözaltına alındılar. Umuyoruz ki tüm foyaları çıksın meydana.


İngilizce anlamayan fenerlilere gelsin:
Aziz Amca, oyun bitti, Bank Asya yolu görünüyor ufukta...

Aziz Bey öğle namazı kaç rekat ?
2 -2 amirim .. Allah kabul etsin Al bunu da al al al ...

Kemal Sunal


11 yıl sonra seni saygı ve rahmetle anıyoruz büyük üstad...

Sami Yen'de Polis... #7

Sami Yen'den nostaljinin de ötesinde bir fotoğraf... Polis yine taraftarı alt etmenin peşinde ama bizimkiler yine püskürtmeyi başarmış gibi..!

28 Haziran 2011 Salı

12 Haziran 2011 Pazar

ultrAslan-UNI

ultrAslan-UNI'nin içinde bulunduğu bu
büyük kardeşlik ortamının yıllar, ömür boyu devam etmesini temenni ediyorum. Üzerimizde dolaşan kara bulutların, nazarların nasıl kabul ediyorsanız artık yakında dağılacağından eminiz.

Biz Galatasaray sayesinde kardeş olduk, Galatasaray yüzünden birlikte toprak olmak nasip olsun..!

Sonsuza dek sürecek bizim aşkımız...

Cimbomum Canın Sağolsun..!

10 Haziran 2011 Cuma

Adınla, Takımınla, Taraftarınla..!

Bu takım, bu işi ancak bu şekilde kaldırabilir. Arada büyük bir kalite farkı olduğu çok belli ancak oyuncular, taraftarın büyük desteğini, armanın büyüklüğünü bilerek ve hissederek oynadığı sürece şampiyonluk hiç ama hiç uzak değil...


Milyonlarca bizimdir, t.şşakları sizin..!

4 Haziran 2011 Cumartesi

Hakediyosun...

Milli maç öncesi edilen küfürlerden yakınmış...


Kimse gücenmesin, alınmasın ya da beni hor görmesin. Bu tip konularda hiç bir şekilde taviz veremiyorum arkadaş. Yer zaman farketmiyor, yin olsa yine yaparım misali düşünüyorum.

Ne çok severdim oysa ki kendisini, yurt dışında oyuna girdiğinde heyecanlanırdım. Takımına yararlı bişeyler yaptığında sevinirdim. Aşkla\nefret arasında çok ince bir çizgi vardır derler ya. Duyduğum en büyük nefrettir heralde, ona karşı. Normalde kimseye kin beslemem ama çok farklı. Sanki en büyük yoldaşım beni, satışa getirmiş...

Neyse bunları bu kadar zaman sonra yazmak hiç aklımdan geçmezdi ama:
Her ne yapılıyorsa, hakediyorsun!!!

Transfer Çılgınlığı...

Bu sezon takımlar transferleri çok erken bitirmeye başladı. Sonunda aklı başına gelen ekiplerimiz sezon bittiği gibi teker teker açıkladı geleni gideni.


Ancak ipin ucu kaçmış gibi. 4 büyük kulüp birbirine kazık atar gibi görünüyor dışarıdan bakınca. X, Ynin ilgilendiği oyuncuyu kapıyor; Z, Xin oyuncusuna tutuluyor falan filan. Son olarak da Ersan Gülüm, Mehmet Akyüz transferlerinde bir intikam kokusu geldi burnumuza. Beşiktaş'ın Ersan için Adana ile anlaşamadığını öğrenen Galatasaray, Adanapor ile transfer konusunda hemen görüşmelere başladı. Bunun üzerine de az önce Beşiktaş'ın Mehmet Akyüz'ü transfer ettiğini öğrendik.

Sakin olun gençler, bu ne telaş...

31 Mayıs 2011 Salı

Stay With Us Harry?

Geçen sene kimse Harry Kewell'ın Galatasaray'da miladını doldurduğunu düşünmüyordu. Genel olarak kalmasını istiyorduk. Pankartlar boyandı, web siteleri kuruldu, imzalar toplandı falan filan. Stay with us Harry* dendi...


Her mecrada, yolun açık olsun Harry tarzında yazılar görüyorum bugün. Demek herkes yine hemfikir durumda. Şuan bir pankart boyansa sanırım şöyle yazılırdı.

Take Care Harry!**


*Bizimle Kal!
**Kendine iyi bak!

Bir Yıldız Daha Kaydı: Paul Scholes

Paul Aaron Scholes...


Birçokları için geri plandadır. Sade futbolu, saha içindeki müthiş karakteri ve Manchester United'da geçen bir kariyer onun böyle anılmasında bir etkendi belkide.
Ancak futbolu takip eden biriyseniz, Paul Aaron Scholes'un nasıl bir futbol dahisi olduğunu bilirsiniz. Futbolun efsanelerinden Zidane, onun bi futbol sihirbazı olduğunu söylemesi bile yeterlidir sanırım açıklama için.

Ayağa yolladığı enfes paslar, harikulade teknik, gelişine vurduğu ve birçok kaleciyi bu şekilde avladığı mükemmel şutları, ve tabiki akıl dolu futbol anlayışıyla gönüllerde taht kurmuş futbol efsanesi...

Zamanın ne kadar hızlı geçtiğinin göstergesi bunlar. Yıllarca sahalarda izleyip hayranlık duyduğumuz topçular yavaş yavaş yeşil zeminden uzaklaşıyorlar... Ne kadar acı...

Futbol hayattır...

30 Mayıs 2011 Pazartesi

La Haine

6 ayda bir gidilen doktor kontrolü gibi. İzlesen bir türlü, izlemesen bir türlü. Acayip garip oluyorum bu filmi her izleyişimde. İzlemeye başlıyorum birazdan. İzledikten sonra nutkum tutulacağı için baştan yazdım.


Hayatımda sıkılmadan defalarca izlediğim birkaç filmden biri La Haine. Hala izlemeyen varsa, acilen bir yerlerden bulmalı ve izlemeli. Filmden dersler çıkaracağınızdan eminim.
İyi geceler...

21 Mayıs 2011 Cumartesi

Yok Artık Real Madrid..!

Sezonun son maçı, hedefsiz bir Real Madrid niye böyle bir insafsızlık yapar ki arkadaş:) Acıdım vallahi Almeira'ya...


8-1

Mentalite Farkı: Galatasaray Resmi Site ve Yönetim

Ne bir heyecanı, ne bir stresi kaldı bu işin.


Yeni yönetimin ve başkanın seçiminin ardından, Galatasaray'da ki değişiklikler en ufak parçasına kadar hissediliyor tarafımızca. Düşünce farkı, tarz farkı, şekil farkı vs her neyse apaçık ortada. Bundan böyle şeffaf bi yapı olacağı kesin. Neyse giriş cümlelerimde ortaya attığım lafa geleyim...

Önceden transfer açıklamaları, taraftara çile çektirilerek yapılıyordu. Buna gayet alışmıştık ve eğlenceli bile geliyordu kimi zaman. Transfer dönemerinde ki yaşadığımız sıçırtmaz sancı sürecinde, güvenilir kaynaklardan haber alınıp erkenden haber verdiğimizde olmadı değil (durumdan yararlanma şekli). Geceleyen insanlar, klavyelerde ki F5 tuşlarının aşınmasından dolayı yenilenen tuş takımları ve daha bi ton geyik. Hepsi bitti. Artık transferler kesinleşmeden, daha doğrusu imzalar atılmadan haberini en güvenilir kaynak olan Başkan'dan almaya başladık ve tam anlamıyla transfer gerçekleşmeden resmi sitede futbolcu tanıtımları dönmeye başladı.

Güzel gibi, değil gibi. Henüz alışamadım. Saçlarımı uzun süre sonra kestirdiğimde yaşadığım duygu gibi bişey bu.

19 Mayıs 2011 Perşembe

Sinyor Terim!

Çok karşıydım eskiye dönülmesi konusunda, bugüne kadar çok defa dilimiz yandı ama inatla yoğurda üflemiyoruz. Bakalım gelecekte bizi neler bekliyor. Doğru zamanda, doğru hamleler yaparak sürekli bahsedilen hedeflere ulaşırız umarım.

Yuvana hoşgeldin İmperatore..!

Caledonian FC (1885-1994)

Şuan başladığım yazı çokta çekici gelmeyebilir bir çoğunuza. Aslını söylemek gerekirse böyle bi takımdan bahsetmek hiç aklımdan geçmemişti güne başlarken...

Herşey, meşhur A Shot At Glory filmini tekrar izleme isteğiyle başladı. Filmden bahsetmeden geçmeyelim. 90ların sonu ADA'sına aşık biri olarak, film benim açımdan muhteşem. Köylü İskoç şiveleriyle, futbolun ve zafer için verilen mücadelenin son derece güzel şekilde yansıtılmasıyla ve Robert Duvall'ın oynadığı hazır cevap menejerle harikulade bir film.
Benim bir aralar çok istekli başlayıp devamını getiremediğim bir seri
vardı, Unsorted Stadiums. Anlaşıldığı üzere kıyıda köşede kalmış stadlara karşı önüne geçemediğim bir ilgim alakam var. Filmde bahsi geçen Kilnockie kulübünün maçlarını oynadığı Boghead Park hakkında bilgi toplamak istemiştim. İnternet üzerinde gezinirken, rast geldim işte başlıktaki futbol kulübüne...

Dünya üzerinde gururu olan, takımına delicesine bağlı olan hiç bir taraftar takımının kapanmasını veya başka bir marka, takım, sahip altına girmesini istemez. İsterse 100 yıl başarı kazanamasın. Zordur öyle şeyler kabullenmek. Bir bakıma gelenekleri altüst etmek gibidir.

Aslında Caley* sayesinde İskoç Futbol Liglerinin değişik yapısını da öğremiş oldum. Ülkede birbirinden bağımsız ligler mevcut. Bunlardan biri de Highland Futbol Ligi. Bu Ligi 1.bitirdiğinde herhangi bir yükselme söz konusu değil. Bir bakıma örf adet olmuş İskoçlar'da. Yaklaşık 140 yıldır hiç bir zorlama, hiç bir yenilik getirme yok. Bu takımların ligleri, taraftarları, gelirleri vs apayrı. Ancak İskoçya Kupası'nda tüm ligler birmiş gibi hareket ediliyor. Yani Celtic, Highland'den bir ekiple karşılaşabilir gibi düşünebilirsiniz.
Caledonian'da Highland Ligi'nin gelmiş geçmiş en başarılı ekibiymiş. Ta ki 94'e kadar... 94 yılında İskoç prof. liglerine katılma kararı almışlar. Ligin diğer ekiplerinden ve ezeli rakip İnverness Thistle'da bu lige sığmayan ekiplerdenmiş. Yani endüstryel futbol şeytanına yenik düşen 2 ezeli ekip. Birleşme kararı alındığında, Caledonia civarında büyük isyan çıkmış deniliyor. Taraftarlar böyle bişeye kesinlikle karşı çıkmışlar ancak nafile... Para herşeyi satın alıyor...

Caledonian taraftarı takımı 1994 itibariyle öldü kabul ediyorlar. İhanete uğradığınızda sevdiğinizi hayatınızdan silmek gbi bişey. Anılarda yaşatıyorlar takımlarını. Onlar için siteler açıyorlar. Artık takım desteklemeyip, futbol sevgisi adına stad stad gezen Caledonian taraftarları bile var. Açıkçası biraz araştırınca bayağı bir duygulandım. Takımını elinden alıyorlar, gıkını çıkartamıyosun...
Ben her bahar aşık olurum,
Filizlenir, anılarda gururum...


*Caley: Caledonian FC, lakabı.

12 Mayıs 2011 Perşembe

Yakında Dönüyorum...

Çok uzun zaman geçti. Hayat şartları blogger'dan kopardı beni, özledim bloguma yazmayı... arnawut tekrar eski günlerdeki gibi devam edecek. Bir göpek balığı gibi yeniden eski günlere döndüreceğim blogu, buralarda olacağam. Bizim gızlarda heç iş yoh valla, yine herşeyleri biz kendimiz halledeceğez:))