Yine sorularla dolu cümleler, yine havada kalan tepkiler... Deplasman hakkımızı elimizden alan, vermeyen ruhsuzlar; yasaklara karşı dik duramayan bir taraftar grubu... Durum böyle olunca, her cümle üç noktayla bitiyor.
Yine sorularla dolu cümleler, yine havada kalan tepkiler... Deplasman hakkımızı elimizden alan, vermeyen ruhsuzlar; yasaklara karşı dik duramayan bir taraftar grubu... Durum böyle olunca, her cümle üç noktayla bitiyor.

Anlaşılıyor ki çoğunun üstünü çizmek gerek, artık biçoğunun herhangi bir inandırıcılığı kalmadı. Bu kadar pasif kalınarak, bu kadar umursamamazlıktan sonra neye kime nasıl inanacağımızı şaşırdık. Elimiz kolumuz bağlı kaldık.
Ben, beni deplasmanda istemeyen takımı florya'dan neden uğurlayacak mışım?...
Edit: He bu arada. Ne güzel bi emektir yukarıda ki pankart. Yüreklere sağlık...
Twitter'dan #deplasmanimadokunma şeklinde takip edilebiliyor. 1400'e yaklaşmış imza sayısı...
http://www.deplasmanimadokunma.com/index.php
Derdimiz Nedir?
Kulüplerden ortak karar: "Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor kulüplerinin, 2011-2012 sezonunda birbirleriyle yapacakları tüm müsabakalarda, deplasman takım taraftarları alınmayacak.
4 kulübün de "misafir seyirci alınmaması" kararı ile ilgili mutabakat içinde olduğu, Kulüpler Birliği Vakfı tarafından Türkiye Futbol Federasyonu'na iletildi.
Kulüpler tarafından alınan bu kararı kamuoyu ile paylaşırız."
Amacımız?
Gönül vermiş olduğumuz renkleri yalnız bırakmamak!
yazık... Haber Ntv'den...
"""AK Parti, CHP, MHP ve BDP, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesi Hakkında Yasa Tasarısı'nda değişiklik yapılması için ortak yasa teklifi hazırladı.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, MHP Grup Baykanvekili Mehmet Şandır ve BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan tarafından TBMM Başkanlığı'na sunulan teklif, sporda şike ve teşvik cezalarının indirilmesini öngörüyor.
Teklifle; suçun federasyon veya spor kulüpleri ile spor alanında faaliyet gösteren tüzel kişilerin genel kurul ve yönetim kurulu başkan veya üyeleri, teknik veya idari yöneticileri ile kulüplerin ve sporcuların menajer veya temsilciliğini yapan kişiler tarafından işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılacak. Şike ve teşvik primi kapsamına giren suçlarla ilgili olarak, Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyecek, verilen hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilemeyecek ve ertelenemeyecek. Ayrıca, bu madde kapsamına tanımlanan suçların, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi halinde, TCK'nın zincirleme suça ilişkin h ükümlerine göre, tek cezaya hükmedilecek. Ancak, verilen ceza yarısından 3 katına kadar artırılacak.
Bu maddede tanımlanan suçlardan dolayı hakkında soruşturma başlatılan kişinin soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hakimi tarafından, kovuşturma evresinde Cumhuriyet savcısının talebi üzerine veya resen mahkeme tarafından soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, spor federasyonlarında ve kulüplerinde yönetim kurulu başkanı ve üyesi, denetim kurulu üyesi, denetçi olarak ve sair idari görev yapmasının yasaklanmasına karar verilecek. Verilen karar üzerine kişinin kulüple olan görev ilişkisi derhal sona erdirilecek. Bu kararla ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu'nun itiraza ilişkin hükümleri uygulanacak. İtiraz, kararın derhal uygulanmasını engellemeyecek.
Teklifle, spor alanlarına yasak madde sokulması ve müsabaka düzeninin bozulmasına ilişkin cezalar da indiriliyor. Buna göre, mevcut yasada ''esasen bulundurulması suç oluşturmamakla beraber yasak kapsamına giren alet veya maddeleri spor alanlarına sokan kişiye üç aydan bir yıla'' kadar öngörülen hapis cezası, ''bir yıla kadar hapis'' olarak değiştiriliyor.
Spor alanlarına; bulundurulması yasak olmamakla beraber kesici, ezici, bereleyici veya delici aletler ile patlayıcı, parlayıcı, yanıcı veya yakıcı maddeleri seyircilere temin etmek amacıyla spor alanına sokan veya spor alanında seyircilere temin eden kişi için ''iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası'', ''6 aydan iki yıla kadar hapis'', bu alet veya maddeleri spor alanında kullanan kişi, bu suretle müsabaka düzeninin bozulması halinde, fiili daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, ''bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası'' yerine ise ''3 aydan bir yıla kadar hapis'' cezası getiriliyor.
Hakaret içeren tezahürat maddesi kapsamında; spor alanlarında veya çevresinde toplum kesimlerini din, dil, ırk, etnik köken, cinsiyet veya mezhep farkı gözeterek hakaret oluşturan söz ve davranışlarda bulunan kişi, fiili daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç işlemediği takdirde, ''altı aydan iki yıla kadar hapis cezası'' yerine ''3 aydan bir yıla kadar hapis cezasına'' çarptırılacak.
Spor alanlarına usulsüz seyirci girişi suçu, spor müsabakalarına seyirci olarak katılmaktan yasaklanmış kişi tarafından işlenirse, hakkında ''üç aydan bir yıla kadar hapis cezası'' yerine idari para cezası verilecek. İdari para cezasının miktarı da ''50 günden az olamaz'' şeklinde değiştiriliyor. Ayrıca, spor alanlarına, spor müsabakalarını izlemek amacıyla bu Kanun hükümlerine aykırı olarak seyirci kabul eden veya kabul edilmesini sağlayan kişiye ''üç aydan bir yıla kadar'' öngörülen hapis cezası ise ''elli günden az olmamak üzere idari para cezası'' olarak değiştiriliyor.
MAHKEMELER DEĞİŞECEK
Müsabaka için seyircilerin kabulüne başlanmasından itibaren müsabaka sonrası tamamen tahliyesine kadarki zaman içinde yetkisiz olarak müsabaka alanına, soyunma odalarına, odaların koridorlarına, sporcu çıkış tünellerine giren kişi, ''üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası'' yerine, ''20 günden az olmamak üzere adli para cezası'' alacak.
Fiilin müsabakanın seyrini veya güvenliğini bozması halinde, fail hakkında ''bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası'' ise ''3 aydan bir yıla kadar hapis cezası'' olarak değiştiriliyor.
Bu Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı yargılama yapmaya Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ihtisas mahkemesi olarak görevlendireceği asliye veya ağır ceza mahkemeleri değil, sulh ve asliye mahkemesi yetkili olacak."""
Hiçbişey söylemek gelmiyor içimden. Aslında kendimi ifade etmekte güçlük çekiyorum. Bu kadar olayı, delilin ortada olmasına rağmen, TFF delil olmadığı için karar veremeyeceğini söylemiş. Ki bunu açıklayan TFF, bizzat savcılarla görüşmeler yaptı ve deliller bir, bir TFF kuruluna sunuldu.
Milli maç öncesi edilen küfürlerden yakınmış...
"Kuzey var, güney var, doğu var, batı var..!", "Bilet, bilet, bilet..!","Full akredite kart makul fiyattan bırakılır..!".....
Olur, çokta güzel olur, mükemmel olur. Heyecanla resmi açıklamayı beklemekteyim. Bu arada kendisi sağdaki oluyor:P eheh
11 Ocak'ta ki Beypazarı maçı günü, Sami Yen'de ek olarak veteranların maçı olacakmış. Kadrolar belirlenmiş, herşey hazırlanmış. Bir takım "Parçalı" giyerken, diğer takıma "Mercan" forma giydirilecek. Gözüme çarpan bişeyler var ve ileri derecede rahatsız etti beni. Parçalıyı giyecek olan Adnan Polat; Büyük Kaptan Bülent, Cüneyt Tanman, Arif, Hakan Ş. vb. gibi birçok asıl efsaneye Mercan formayı giydirmeye niyetlenmiş. Tamam efsane oldu Adnan Beyefendi, kabul. 3.5 senedir çektirdiği çilelerle, yaşattığı acılarla, kırdırdığı sabır taşlarıyla büyük efsaneler arasına girdi ancak efsane başkan, "Efsane Parçalıyı" hakediyor mu diye sorarsanız, cevabım çok açık bir şekilde Hayır olurdu..!
bu ülkede başarılı bir işin, bir insanın, bir organizasyonun karşısına neden hep gereksiz insanlar çıkar çok merak ediyorum. dünya'da ün yapmış bir türk sitesini, sen neyin verdiği rahatsızlıkla kapatıyorsun. madem kapatmak niyetindesiniz, neden çocukça oyunlara başvuruyorsunuz? takip ediyoruz, bakalım mahkemelerden ne sonuçlar çıkacak. umarım şu mü-yap denen ziyan kuruluş defolup gider bu ülkeden. fizy yok ama liveza var. bahisçiler buradan buyrun rahat rahat maç takip edin:)
Kadıköy'de çıkan yangının elektrik kaçağından çıktığı anlaşılmış. Stada yeterli ilgi ve alakayı göstermediği için Kadıköy Belediyesi'ne 30bin, Elektrik İdaresi'ne 15bin lira para; yöneticiler rüştü'yle mesajlaştıkları için fb kulübüne'de 2 maç seyircisiz oynama cezası verilmiş...
Bu ülkede böyle bu işler. "Su bardağı"na 5 verirler, "kibrit"e 2...
Ben bu kadar yorulduğum birgün daha hatırlamıyorum şuan için. İndirim dedik, heybetli dedik,
cart dedik curt dedik, kafaya koyduk gittik. Ulaşımı bu kadar sorunlu diğer bir mekan, Olimpiyat stadı ülkemizde. Hakkari'ye gitmesi bile daha kolay.
Yenibosna'dan minibüs dediler, gittik bindik. Ta ebesinin nikahında indirdi. Ne bir yaya üstgeçidi, ne bir kaldırım, ne bişey. Canımızı tehlikeye ata ata, geçtik yolları. Hemen girişte bi hayal kırıklığı zaten... Kapalı dükkanlar... Tommy vs gördük aha dedik güzel bişeyler olmaya başladı, yok arkadaş 3-5 senenin artan malları vs... Outlet anlayışı bildiğin "atlet satmak" bu heriflerde. Neyse aradığımızı bulamadık, bi yemek yedik çıktık. Saat 8.30 civarı. Cebimizde nakit yoktu, bankamatik bulamayınca İETT'yle dönmek zorunda kaldık... Koduğumun yerinde İETT durağını bilen tek Allah'ın kulu çıkmadı. Abartmıyorum 10 kişiye sormuşumdur, hepsi farklı tarafları gösterdi. Havada karardı bu arada. Tinerciler dolanıyor tabi. Yem olmaktan korka korka, otobanın kenarından biraz daha şehre benzeyen, bikaç ev bulunan bir yere geldik. Çok şükür baya bi yürüdükten sonra bi durak bulduk. (Anadolu yakasına dönme çabasındayız bu arada)
Durakta 5-6 bildiğin hanzo. Durağın 3-5 metre uzağında bekliyoruz zaten. Bi otobüs göründü uzaklardan. direk atladık, neyin nesi demeden. Taksim otobüsüymüş. Muavine sordum, "e-5'ten geçer mi, metrobüse gitmemiz lazım?" cevabı aynen şu; "yok gardaş, biz Aksaraydan direk Taksime yardırıyoruz!!" Ohannes... Neyse kışlık evimiz en azından biliyoruz her bi bokunu diyip, devam ediyoruz. Ondan sonrası bilindik zaten, metro, metrobüs vs. Neyse en azından sevdiğmle beraberdim:)
Metrobüs durağında tayfadan, Bahçeşehirli kardeşimle karşılaşınca; "aklıma" okkalı bi küfür ediyorum "engelsiz aslanlarımın maçı varken, benim neyime 2-1-2..."
Futbol sen nasıl bişeysin? Futbola çamur atmak ne kadar doğru olur pek emin değilim ama yönetimin Dos Santos transferini yapmaya çalışırken Kewell'ın sakatlanmasına sevindiğini düşünmeye başladım! "Nonda'yı ikna etmekle uğraşmayacağız, bahanemiz çıktı. Kewell gitsin, oh!"
Yıllardır özlemini çektiğimiz futbolcuydu Harry Kewell, Kewell from Galatasaray'dı O! İsterse her maç batırsın, isterse kaçırmadık gol bırakmasın. Kewell güler yüzüyle yetiyor arma sevdalısına. "Sevgimiz formaya, sevgimiz renklere; içindeki futbolcuya değil" özdeyişine istisna yegane futbolcular arasında Harry! Profesyonelliğe, sevgiyle karışık amatörlük katmış insan, Oz Büyücüsü...
Ama futbol bu... En küçük şanssızlığı affetmiyor diyoruz ya hani... Kewell'ı aldı, büyük bir kara deliğe sokmak üzere. Ve tabi bizi de... 1 yıl oynamayacak olsa bile gitmesin istiyor insan. Bırakmasın Sami Yen'i, Sami Yen'i çınlatan Harry Harry Keweeeell nağmelerini. Ama futbol bu, affetmiyor... Para uğruna, prestij uğruna yok ediyor insanın suratındaki 1 karış gülücüğü... Yönetimlerin elinde kayboluyor, futbolun içindeki güzellikler...
Jo transferinde demiştim ki; yönetimin yaptığı her doğru işi öve öve bitiremiyorsak, yanlışları da bir o kadar irdelemeliyiz. Yönetimin yaptığı ya da aklına gelen her ne kadar doğru olsa da bu doğrular herkes için geçerli olmamalı, öyle değil mi..? Ama futbol bu affetmiyor...
.....
Bir öneri ya da öyle bişi: Kewell'ın sözleşmesi dondurulsa, parasnın bir kısmı da verilse. Sezon bitince yeniden anlaşılsa. Nonda gönderilse ama Kewell, hep bizimle kalsa... Böyle bişey imkansız mı yahu?! Batar mıyız ulAn?!?!
Nasıl bi bahtsızlık yaşıyor böyle, anlamış değilim... Baros'u beklerken, Kewell 2 ay boyunca yok haberini alıyoruz! Kahroldum duyunca bu haberi. Bir yandan Galatasaray'dan ayrılan 2 topçu doktorları suçluyor, "futbol hayatımız bitiyordu" diyorlar! Aklımdan geçenleri yazıya dökemiyorum şuan.
Jo'yu da aldık ne güzel, Madrid maçında Neill'i forvete koyarız. Nasılsa Avustralyalılar, her mevkide oynuyor Galatasaray'da...
Muhtemelen bu yazıyı okuduğunuzda sınavdan çıkmış olucam. Bu kadar çalışmayada güzel geçmesi gerekir ama muhtemelen sıçıp batırcam finaldeki gibi. Söz veriyorum güzel geçerse, orta öğretim hayatınız boyunca, her sınav sonrasında ağlayan, sızlayan ama her seferinde yüksek not alan öğrenci taklidi yapmayıp; burda harbi, adam gibi, delikanlı gibi (ve bilimum yücelik bildiren sıfat) "güzel geçti uleeeeeeyyyn!" diyeceğim.
Sınavların açıklanmasından sonra sahip olduğum 2 haftalık süreçte çalışmayıp, bu gece bu triplere girip çıkmam konusuna gelirsek. Ne siz sorun, ne ben söyleyeyim. Bilmiyorum. Son 2 gün boyunca çok istedim çalışmayı ama amkdumun yerinde; aklımı toplayamadım, yoğunlaşamadım. ÖSS'den sonra çalışmayı unutmuş bi kişilik olduğumdan sanırım, bi kolları sıvayıp başlayamadım derse.
""Sıçtığımın mavisini" görür gibiyim "" yazdım feysbukta. Bi kardeşim, "sıçtım mavisi la o yazmış." Değil işte. Ben sınavda sıçarken suratımın hangi mavi tonuna gireceğini görüyorum şuan. Dediğim mavi, o mavi. "Sıçtığımın mavisi"!!! bi şeyi 40 kere söylersen olurmuş derler amk. Tamam sustum. Dualarınızı eksik etmeyin. İyi sabahlar anacım...
EDIT: Güzel geçti vallahide billahide. Artık hoca bi +50 vermez ise kendimi boğaza zincirleyip eylem yapıcam ak! 3 senede Muhasebe geçemeyen dangoloza çıktı adımız amk! OF!
Sabahları erken kalkmaktan bıktım! Eskisi gibi saat 05.00 sularında yatıp, öğlen 2.5-3 gibi kalkmayı özledim arkadaş! Bütün gün yan gelip yatmayı, evimde istediğim an istediğim şeyi yemeyi, günde 2-3 film izleyip saatlerce fm ve cs oynamayı, sıkıldığım zaman açıp LigTv'nin sürekli yayınladığı günün maçı'nı izlemeyi ve aklıma gelmeyen ama kendimi bomboş hissettiren herşeyi çok özledim...
Sınavlar bitiyo yarın ama bu sefer sabahtan işe gidicem, pff.
Benim için sınav haftasının özeti şu şekilde;
7.30 kalk
10.00 sınav
12.30 iş
17.30 eve dön
19.00 uyuya kal
22 derse başla
22.15 sıkıl
22.30 devam et(sıkılmaya)
02.00 yat