8 Aralık 2009 Salı

Shaun Marion

,
Ne güldüm ya akşam akşam. Bayaa eski bir video fakat bugün görme şansı yakaladım. Shaun Marion, hava topundan sonra postasını şaşırıyor ve... :D

Tam Sokaklık Beste!

Sen bana yasaksın ama
Ben sana tutsağım.
Bir kızı sevmek de ne ki!
Ben sana aşığım.
Şampiyon olsan yine sen,
Galatasarayım,
Senin uğruna herşeyi,
Dünyayı yakarım!
Sarı Kırmızı atkımı,
Boynuma sararken.
Formamı Sırtıma Alıp,
Dışarı Çıkarken.
Kafamı Yastığa Koyup,
Seni düşünürken.
Aklımda sadece CİMBOM ,
Sen vardın harbiden!!

Freddie Ljungberg

Bu adamı görünce aklıma hep lise yılları gelir. Bizim Dodi, "yunberg aşaa, yunberg yukarı" diye diye adımı Ljungberg'e çıkarmıştı. Saçları üçe vurdurup, formayı şortu giydiğim zaman "lan yunberg naber" der bi şaplak atardı kafaya:) Ey gidi günler.
Arsenal'in son maçında Emirates'teymiş Fredrik. Eski takımını ziyarete gelmiş. Stoke'u 2-0 mağlup ettiği maçı izlemiş.
Henüz 32 yaşında olmasına rağmen, Seattle'la futbolunun son demlerini yaşıyor İsveçli. Amerikan Futbol Ligi'nin tamamlanmasının ardından, kendisini sık sık orda burada göreceğiz anlaşılan.

7 Aralık 2009 Pazartesi

Botafogo

Fotoğraf Botafogo tribünlerinden. Son maçta Palmeiras'la karşılaştılar. Palmeiras'ın az da olsa şampiyonluk umutları varken, Botafogo'da düşme korkusu yaşıyordu. Taraftar da iyi hazırlanmış belliki. Cehenneme çevirmişler stadı ve muhteşem bir kare çıkmış ortaya. Maç sonucu ne mi oldu, Botafogo 2-1 kazandı ve ligde kalmayı başardı. Palmeiras kazansa bile bi işe yaramıyordu gerçi...

Ay İnanmıyorum!

Fotoğraftaki arkadaş Marco Cassetti. Roma derbisinde Lazio'ya galibiyet golünü atan Romalı arkadaş. Bayağı bi şaşırmış golden sonra:) İşin şakası tabi ama fotoğraf güzel olmuş.
Roma Lazio'yu tek golle devirdi. İki takımında iddasız bir şekilde ilerlediği ligde tek sevinç veya övünç kaynakları birbirlerine karşı alacakları galibiyetti. Roma Laziolulara dar gelir artık.

Adidas, Markafoni'de!

Pazartesi günü saat 07.30'dan itibaren Adidas kampanyası başlıyor. Hangi ürünler olduğunu şimdilik öğrenemiyoruz ama tırt şeyler çıkmayacaktır kesinlikle. %70'lere varan indirimlerle alışveriş yapabilmek istiyosanız mail'inizi bırakın davetiye yolliim :D Her alışverişinizde bende 10 liralık hediye kazanıcam beni de düşünün:P

Ayıp

Yok arkadaş 10 dakikadır ekrana bakıp duruyorum, yazamıyorum. vallahi ayıp...

6 Aralık 2009 Pazar

Kayseri 3-0 Bursa

Aklımda Kartal-ADana maçına gitmek vardı öğleden sonrası için ama Kayseri-bursa maçı aklımı çeldi.
İlk 10 dakika da müthiş bir mücadele var. Müthiş bir stadta, premierligvari bir maç izlemek isteyenler Ligtv'yi açsın. Kayseri 8.dakikada öne geçti güzel bir golle.

Maç Sonrası:
Kayseri'de çok güzel bir 90 dakika izledik. Tribünleri tıklım tıklım olması, 2 takımında zirve mücadelesinde yer alması, Türkiye'nin 2 yetenekli teknik direktörünün karşı karşıya olması maçın albenisini doruklara çıkartmıştı.

90 dakikanın genelinde Kayseri üstün oynadı diyebiliriz. Bursa'nın gollük pozisyonu yok gibi. Olası gollük pozisyonları da kendileri katlettiler zaten. Selçuk Dereli'nin maçı s.kme girişimlerinden dolayı maçtaki mücadele ve sürat azalsa da güzel maç oldu. Kayseri çok rahat kazandı, Makukula kuvvetiyle s.kti attı Bursa defansını. Gol sayısını 12'ye çıkarttı şimdiden. Ayrıca Cangele'nin yerine oynayan Ömer'de de gelecek var. Bayern'de ki Müller'e benzettim tarzını.

Geçen haftasonu bize aslan kesilen Bursa takımıda, kuzuya dönmüş tabi. "Avrupaya avrupaya avrupaya avrupaya avrupaya avrupaya nah gidersin :D" demiycem tabi ki. isterim Bursa'nın Avrupa'da mücadele etmesini, tabi bugünki gibi oynamayacaklarsa.
Neyse ben yavaş yavaş SamiYen diyarlarına doğru yollanıyorum. Yakşamlar sayın seyirciler:)

UEFA Team of the Year

Ee bütün bloglarda var bi kadro, bende yapayım dedim. UEFA yılın takımı oylamasına katılmak için buradan buyrun.

Laurent Blanc

90'lı yılların en iyi savunma oyuncusu, şuan bile gelmiş geçmiş en iyi son adamlardan biri olarak gösteriliyor. Fransa Milli Takımının 2000'de ki kaptanı, futbol kariyerini Manchester United'ta bitiren bir adam. Müthiş akıllı bir futbol adamı. Ayrıca son derece efendi.
Futbolu bırakıp, bu derecede başarılı olmak? Sanki FM oynuyor Blanc. Hani Samsunspor'u bile ilk sezonda şampiyon yaparsın ya, durum bu. Herkese nasip olmaz. Futbolculuğu zirvede bırakmasını bildi, şimdi de zirveye doğru emin adımlarla çıkıyor. Yakında çok büyük bir Avrupa takımına geçecektir.

Juventus! Eski Günlerin Aşkına...

Juventuslu oyuncular. Çocuklar gibi hoplayıp zıplarken karelenmişler. Mutlu olmalarının sebebi 2-1'lik İnter galibiyeti tabi ki. Maçı izleyemedik fakat biliyoruz ki puan farkını 5'e indirip, zirve ateşini iyice alevlendirdiler. Geçen hafta ki puan kaybı olmasa şimdi 2.sırada Milan'ın da önünde olacaklardı. He bu arada Milan'da dolu dizgin gidiyor, unutmadan. Sampdoria karşısında ki galibiyetle zirve yarışında 6 puanlık yol katetmiş oldular.

Şu anda Dünya Futbol piyasasında ki en gıcık 5 adamdan biri olan Mourinho'ya, bu sezon gelen en büyük darbe sanırım bu yenilgi. Hakemle dalaşmış sanırım, tribünde seyretmiş maçın bi bölümünü. Bu arada "en gıcık 5 futbol adamı" sıralaması yaparsam; C. Ronaldo, J. Mourinho, B. Uygun, Lugano, A. Yıldırım..!

ve Chelsea Kaybeder...

Bu sezon sık sık geriye düşüp kazanan Chelsea, Manchester City karşısında öne geçmesine rağmen mağlup oldu. Kurtarıcı Lampard 83'te penaltıyı kaçırıp, 3 puanı City'e hediye etti. Tevez'de futbolu bırakıyorum ayakları yapıp performansını yükseltiyor her geçen gün. Ancelotti'nin bu fotoğrafı 2. golü yiyince mi, penaltı kaçınca mı çekildi bilmiyorum ama maçı anlatan kare sorusuna en güzel cevap olur herhalde...

Çaresizliğin İfadesi

Arkadaki elemana dikkat çekmek istiyoreee.

4 Aralık 2009 Cuma

Bir Martins Vardı...

Newcastle'da bir türlü yükselmeyen bir performans ve takımın küme düşmesiyle Almanya yolculuğu. Orta sınıf bir Alman takımı olan Wolfsburg için büyük bir transfer. Aslında şuan hangi takıma gelse -takımın derecesine göre- süper veya kalbur üstü olarak adlandırılır ama İnter'de oynadığı bikaç iyi seneden sonra eski Martins'i göremedik.

Bugün Wolfsburg'da yine vasat bir Obafemi Martins. Sezonun başından beri 4 kere ilk 11 başlayabilmiş ve sadece 4 gol atabilmiş ligde. Avrupa'da henüz golü yok ve atacakmış gibi de durmuyor. Grafite'nin bu sezon ki performansı da ortada. Bir sene coşup, deliler gibi ün yapıp adını unutturan futbolcular listesine yazdıracak adını. Bu yüzden Martins'e şans doğuyor ancak kullanamıyor yine. Henüz 25 yaşında, belki birgün Türkiye'ye gelir ve fbli Guiza gibi, bjkli Ailton gibi, bize gelen Cristian gibi çileden çıkarıp gider, belli mi olur?
Edit:Yazıya başlarken ki amacım Martins'in sakatlığını da belirtmekti ama amacından koptu yazı. Hayat memat meselesi haline gelen son CL maçında oynayamayacakmış biline.

Çizgi Hakemlerinin Gerekliliği?

Şu ana kadar bi yararı görüldü mü hiç bilmiyorum. Çok gereksiz geliyor bana. Çizgi hakemlerinin ne bir karara etkisi oldu ne bişeye. Dün ofsayttan verilmeyen golümüz de sözde çizgi hakemi uyarmış orta hakemi. Ne kadar doğru bilmiyorum ama bu adamların ofsaytlara falan da karışması çok tehlikeli. Kendi takımımın golünü yediği için demiyorum ama ordan ofsayt olmayan bir pozisyona karışsa ve karar değişse bakın o zaman ülkede ki depreme.
Öncelikle korkusuz olmaları gerekiyor bunların. Maçın sonrasını düşünerek kararlar vermemeli bazı hakemler gibi. Hani şu Bünyamin gibi bişey olmamalı hiçbiri. Stad başıma yıkılır, Curva üstüme atlar diye düşünürse daha da kötü.
Neyse işte ben sevmiyorum bu hakemleri. Platini Borges'i duy biraz, adam gibi çözümler bul!

Adımlar Tekrar Sağlamlaşıyor! 1-0

Pana teknik direktörü ten Cate maçı özetlemiş aslında, "Arda'yı durduramadık!" Arda'yı durdurmak çok önemli bir rakip için. Bazı takımlar bunu aşmayı beceriyor. Arda'nın başına 3 adam dikiyorlar ve faullerle sindiriyorlar.

Ancak dün gece Ardamız canımız durdurlamazdı. Çalımlarının çok fazla ve gereksiz olduğuna inananlar varolsa da ben ne zaman nerede gerekiyorsa orda çalım attığına inanıyorum. 3 kişi bastırdığında ve pas verme olanağı olmadığında bu kadar rahat adam geçen biri daha zor bulunur. Çalım yapan insan yorulur. Arda dün yorulmadıda. Koştukça koştu. Son zamanlarda Galatasaray takımında bu kadar pres yapılmadı. Arda bi maçta hepsinin toplamını çıkardı.

Tabi Mustafa Sarp ve sonradan giren Barış Özbek'in de isteklerini gözardı etmemek gerekli. Mustafa dün gecenin başından itibaren maça etki edeceğini belli etti aslında. Mücadelesi, hırsıyla, çalışkanlığıyla ve top ayağına geldiğinde ellerini iki yana açma"ma"sıyla beni çok sevindirdi. Tek pasları iyi becerdi, çok akıllı paslar verdi. Barış ise girdiği andan itibaren bir oraya bir buraya koştu durdu. Top nerede Barış orada. Bir ara rakip savunmaya kadar pres yaptı ya orda bütün tribün coştuk, "gayrete bak ulan" diye!

Franco çok aptal ama çok iyidir dün gece. Maçın 2.yarısında yaptığı 2-3 mükemmel kurtarış ve 2 gerzek hata bu yorumu ona bahşetmeme neden oldu. Hele ki son dakikalarda korner bayrağına yakın biyerde topu rakip oyuncunun sırtına çarptırması ve topun boş kalenin önüne gelmesi. Servet uyanmasa şuan manşetlerde Franco'nun gidişini okuyorduk belkide. Mübalağda sınır yok tabi.

Elano ilk yarı beni delirtti diyemeceğim çünkü yoktu sahada. Artık maç öncesi kadrolar anonsu yapılırken kimse Elano diye bağırmıyor. Elanon'un kadroda olduğunu duyunca başını elleri arasna alan çok insan gözlemledim tribünde. Mükemmel bir oyuncu, kariyeri de o şekilde ancak olmuyor arkadaş. Tek başına bi halta yaramıyor. Ya Baros'un dönmesini bekleyeceğiz biran önce ya da ara transferde Nonda'nın yerine hızlı, kurnaz, yıpratıcı bi forvet alınacak.

Takım en azından Bursa maçına göre çok daha sağlam oynadı. Halen çok eksiklerimiz var. Oturmayan bir düzenle örneklere başlayabiliriz mesela. 3'lü ofansif orta saha kurgusuna geçiş yaptık tekrar ve gördük ki bu sistem daha iyi. İBB maçında bakalım neler olacak...

Baros?! #2


Bırakın ulan beni, girecem oyuna! Tutmasanıza lan :D

2 Aralık 2009 Çarşamba

Baros?!


Florya'da barbekü partisi düzenlenmiş. Futbolcular gayet neşe içinde, yemeklerini yemiş sohbet etmiş ama bu foto içimi cız ettirdi. Özledik biz Baros'un gollerini. Onsuz olmuyor takım, kazanmayı unuttuk! Fotoğrafı gördükten sonra iyice bi umutsuzluğa kapıldım. Milan Baaros Milan Baaros oley oley oley diye bağırmayı özledim.

Nacho Novo

Öyle harekete, böyle savunma. Aberdeen-Rangers maçında Novo'nun yaptığı hareketi bilmeyen kalmamıştır artık. Rangers o maçı 0-1 kaybetti. Maçın sonlarına doğru oyuncuların morali bozuk tabi. Novo'da bu sırada oyundan alınıyor. Aberdeen taraftarının önünden geçerken de şortunu indirip, parmak hareketi yapıyor - haberlerde yazan bu-. Bunun üzerine soruşturma açılıyor Novo'ya. İspanyol oyuncu da "tişörtümü şortumun içine sokuyordum" diye savunmuş kendisini. Oyundan çıkarken üstüne başına çeki düzen vermekte yeni çıktı mk:D

1 Aralık 2009 Salı

Alınmalı


En kısa zamanda alınası Store ürünü. Hala alamadım ya, delleniyorum kendime. Fiyatı da diğer store ürünlerine kıyasla çok pahalı değil hani, 22.5 TL.