28 Ekim 2010 Perşembe

300 Günübirlikçi


300 günübirlikçi battle of khilyos
Yükleyen permalinkmusic. - Film ve TV kanalındaki diÄ�er videolara göz atın

Abi bu nedir ya, öldüm bittim. hahah. one man, one girl!!! trihandrıd günübirlikçi, badıl of kilyos!!

GsBonus - Come On! :)


Neill'ın "come on" deyişi beni benden aldı. Maziyi getirdi aklıma. Az kem ooooağğğn çekmedik zamanında, eheh.

25 Ekim 2010 Pazartesi

İnandık...

İsteyin olacak demiştim altta. İnandık biz, bunu bütün Türkiye gördü dün. fb tribününü katlettik maç boyunca. Oyuncularımız da sahada çubuklu takımı ezdi geçti. Bu kadar eksik olmasa bu maç gelirdi çok rahat ancak olsun Galatasaray geri dönmüş hissini verdi bize en azından.


Beraberliğe sevinmek bizim haddimize olamaz. Bunu anlamamazlıktan gelen fbliler çok komik oluyorlar. Maçtan önce herbiri fark bekliyordu, bizim sevincimiz bunların göt olmasınadır... Bu kadar açık ve net, neyi anlayamıyorsunuz... Beraberliğe biz değil siz sevinirsiniz. (bknz: facia)

Tribüne gelirsek...

Ne yüzle geldiniz dediler, anneniz çağırdı dedik ki o dakikadan sonra ülke sınırlarını geçtim yeryüzünde hangi fbli olursa olsun yüzü kalmazdı. Ben olsam stadı terkeder giderdim... Böyle bir kontra yok...
Çektiğimiz 3lülere maç boyunca ıslıkla(o da gerçek değil hani) bile karşılık veremediler. Belki intikam dersiniz, belki eziklerin her zamanki hali... Tek düşüncem var, acayip pis koyduk..!

edit#ekşisözlük'ten...
tarihler 15 şubat 1998’i gösteriyordu. galatasaray, o hafta fenerbahçe’yi yenmesi halinde liderlik koltuğuna oturacaktı ve bundan dolayı da faruk süren “20:45’de lideriz” diye açıklama yapmıştı. bu açıklama ortalığı ciddi şekilde germiş, fenerbahçe camiası da bu lafı yedirmek için ciddi şekilde hırslanmıştı. yanlış hatırlamıyorsam ümit davala antep maçında aldığı inanılmaz darbeyle sakatlandıktan sonra ilk kez ali sami yen’e gelip maçı izlemişti. çünkü galatasaraylı futbolcular attıkları her golde formalarının altında “senin için ümit” yazılı tişörtlerini göstermişlerdi. her neyse, maça gelirsek fenerbahçe 1-0 öne geçmiş, ondan sonra da devre bitmeden penaltıdan hagi ardından ikinci yarıda da küçük hakan’ın golleriyle 2-1 öne geçmiştik. tek kale oynuyorduk, her an 3. gol bekleniyordu. fakat olmadı ve bir karambolde maçın bitmesine birkaç dakika kala boliç’in golüyle fenerbahçe beraberliği yakalamıştı. muhtemelen fenerbahçe yarın bir gün uefa şampiyonu falan olsa, en fazla o kadar sevinebilirdi bir gole. yedek kulübesi çıldırmış, sahadaki bütün futbolcular formaları çıkarmış, kocaman bir yumak yapmıştı fenerbahçe camiası. ardından maçın bitmesiyle de bütün futbolcular taraftarlarına koşmuş ve çılgınca bağırıp çağırmışlar, bir sürü tezahüratı taraftarlarıyla birlikte söylemişlerdi. hatta ve hatta yine yanlış hatırlamıyorsam bir sonraki maçta fenerbahçe stadı’nda 20:45 diye pankart açılmıştı.

gelelim bugüne; maça gitmeyi kıl payı sinemaya gitmeye tercih etmiş 50.000, hadi o kadar acımasız olmayalım, 40.000 seyirci 10.000 taraftarıyla kadıköy’ü doldurmuştu fenerbahçeliler. yıllardır tek bir şey söylüyoruz, orada fenerbahçe’nin çok sesinin çıkmasının tek nedeni erken gelen goller ve galatasaray’ın oyundan kopmasıdır. fenerbahçeliler 2-0 gerideyken 2-1 yapınca çıtlarını çıkartamayan, ölümü bekler gibi kaderine razı insan topluluğuna dönüşüyordu. bunun nedenlerini fenerbahçeli gerçek taraftarlar zaten açıklarlar, onlar biliyor tribünlerin hallerinin içler acısı olduklarını. benim sözüm bu fenerbahçeliliğini reklam malzemesi yapan “cadde çocukları”na.

bunlar facebook’ta videolar resimler paylaşır, forumlara “cincon, 6alatasaray” yazar, hayatlarında bir kere ali sami yen’e gelmişlikleri yoktur, zengin olduklarından kombine biletleri ve fenerli kız arkadaşları vardır ve senede 10 tane maça ya gelir ya gelmezler. aslında bunlar bizim muhatap alacağımız fenerliler değildir ancak bilmeleri gerek, birilerinin anlatmaları gerek gerçekleri.

yazının girişinde değindiğim gibi, beraberliğe sevinme olayının en abartılmış hali bir galatasaray-fenerbahçe maçında, ligin 22. haftasında yapılmıştır. bugün “ezikler, puan aldılar seviniyorlar” diyen güruha sesleniyorum, takımınızın tarihinden, geçmişinden bihaber, sadece paylaşılan videolar kadar fenerli, gösteriş için durup dururken formayla gezen tiplersiniz.

biz galatasaraylılar, beraberliğe sevinmedik. beraberlikten memnun olmuş olabiliriz, keza 10 senedir yenildiğin bir takıma yenilmemek başlı başına bir memnun olma durumu olabilir. ancak ve ancak sevincimizin skorla bir ilgisi yoktur. nasıl ki 2-1 yenildiğimiz maçtan sonra da üçlü çektirdiysek, dün de kazayla bir gol yiyip kaybetmiş olsak bile yine o üçlüyü çektirecektik sabri’ye. bunun sebebi de çok basit; taraftarıyla birlikte omuz omuza savaşan galatasaray’ı özlemiştik. her topa basan, toptan ve sorumluluktan kaçmayan, üstün oynayan ve daha fazla gol kaçıran takımımızı sürekli bağırarak ve tabiri caizse fenerbahçeli taraftarların çıtını çıkartmayarak destekledik. sırf bunun için duyduğumuz huzur ve mutluluk sayesinde bugün bütün galatasaraylıların yüzü gülüyor. başımızdaki o adam bile her şeyin üstüne mutlu olma sebebiyken, siz kimsiniz de utanmadan “beraberliğe seviniyorsunuz” diyebiliyorsunuz? bütün medya seferber olmuş, skor tahminleri 3-0’dan başlarken, iddaa görülmemiş bir oran verirken herkese tokat gibi çarpan galatasaray takımının oyunu ve taraftarının inanmışlığına sevinmişsek size ne?

eğer dün beraberliğe sevinen insanları merak ediyorsanız, maçın son dakikasında emre çolak korner atarken bildiği bilmediği bütün duaları okuyan, parmaklarını yemekten tırnakları yok olan ve bütün maç sadece anonsçunun 84. dakikada söylediği “haydi fener haydi fener haydi” tezahüratının iki “haydi”sine katılarak sesini çıkartan renkdaşlarınıza, arkadaşlarınıza sorun. onlar dün akşam en çok sevinenlerdendi.

24 Ekim 2010 Pazar

İnanın...

... yeter ki! Kazanmasanız da razıyız biz. En azından bizim kadar inanın, biz memnun oluruz...


Armanın uğruna, renkler adına yapmayacağımız şey yok. Her zaman peşindeyiz, korkusuzca... Sizde bizim gibi olun, bizim gibi hissedin istiyoruz. Hissetmeseniz bile numara yapın, inandırıcı olsun...

Babalarımız 14 sene beklemiş koskoca şampiyonluk için, biz 11 sene fenere koyamamışız ne ki... Bi 11, bi 11,.. sene daha beklemeye razıyız biz, yeter ki inandırın bizi. Kaptırın rolünüze kendinizi...

19.00
@ Khalkedon

22 Ekim 2010 Cuma

El Commandante Hagi

Yuvana hoşgeldin babamın oğlu...


Ne kadar garip şu hayat. Rijkaard'ın gitmesine üzüldüm, çok kızdım, hala da kızgınım... Kim gelse tepki gösterirdim şurda belki ancak Hagi'ye gösteremiyorum. Ayrı bir yeri var çünkü bende. Çocukluğumda bana, tabi biçok kişiye, en güzel günleri yaşatmış adamlardan biridir. Hayırlı olur inşallah...

20 Ekim 2010 Çarşamba

Ağzımıza Sıçın!

Yazık oldu, Galatasaray yine boş bir sene geçirmek için hamlesini yaptı. Ben böyle yönetim görmedim. 3 senedir "sezon içinde" takımın içine sıçan bir yönetim. Ha, takım çok mu iyidi? Hayır. Çünkü yönetim yaz boyunca yine sıçtı takımın ağzına.


Heryerde taraftar eleştirilir, teknik direktör eleştirilir. Galatasaray'ı ve sevenlerini ayakta uyutan birileri var ve her seferinde 32 diş karşımıza çıkıyorlar. Yoruldum artık. Şu takımda iyiyi kötüyü anlamak için küme mi düşmek lazım...

Hoşgeldin Terim...

19 Ekim 2010 Salı

Karabük Hatırası

Geç oldu biraz ama.


İstiklal Marşı okunuyor o sırada. Güvenlik görevlisi "4 adet", evet yazıyla; dört adet merdiveni boşalttırmaya çalışarak çileden çıkarmışken bizi, bir kardeş atkısını bu şekilde tutarak bizi yarmıştı o anda. Anında telefona sarıldım tabi bende.

Bu arada hemen önümde duruyordu güvenlik görevlisi. 3'lü sırasında bende koymaz mıydım ellerimi omzuna. Hatırladıkça gülüyorum. Bizimkiler yine yerlerde... Çok eğlenceliydi aslında Karabük deplase, tabi maç başlayana kadar....

17 Ekim 2010 Pazar

11 Ekim 2010 Pazartesi